Her şey paylaşılabilir onun dışında. Çünkü herkesin hüznü kendinedir. O anlatılmaz, tarif edilemez hatta yaşanamaz, sadece hissedilir. Bir kaçıştır hayat habire gerilim, heyecan, hezeyan; habire kaçıştırmacayla doludur. Yolculuk yaparız uzak yerlere. Seyahat ederiz yar diyarına. Ama farkında olmayız bazen neyden ve neden kaçtığımızın. Bazen bir bavulla kaçarız eşyalarla doludur; bazen bir resimle kaçarız yol sevginin yoludur; ama aslında sadece kendimizden kaçarız ve kendimizden kaçtığımızın farkına bile varamayız…
Amaca giden yolda araçtır hüzün; lakin sevgiye giden yoldaysa kaçınılmazdır gerçekler. Bu yolun sonu yoktur bir yere varılmaz bu yolda. Ama yol değiştirir ve yoğurur bizi başka yolculuklara vesile kılarak.
Hüzün; bir tesadüfler yumağıdır aslında arabada, evde, işte, yolda, alışverişte, televizyon izlerken maç seyrederken, kitap okurken, radyo dinlerken, şarkı söylerken rastlar bize denizin mavi çocuğu hüzün. Bazen, kimi zaman, bir gün, her gün, çoğu zaman ve daha adını sayamadığım nice zamirlerle çıkar karşımıza ama çoğu zaman ağlarken rastlar ve ağlarken mi hüzünleniriz yoksa hüzünlenirken mi ağlarız anlam veremeyiz bir türlü bu ikirciğe. Ama gülerken de rastlar bize hüzün ve adı acıya gülmektir. Tuttu mu yakamızdan seyr-i cefasını çektirmeden bırakmaz ve tüm köhne his vaveylasından sonra da şehr-i hüzün çöker bağrımızın kuytusuna ki usulca dokunur ama çok yakar canımızı acıya inat… Devamını Oku ->
Çok tarifi vardır aşkın ve birçok arifi… Çok laf söyleyeni vardır sevdanın ve nice gözyaşı dökeni. Yokluğun tecessüsümü aşk; yoksa varlığın acı yortusu mu sevda… Sevginin nazlı edası mı sevgili; yoksa sevenin tatlı duası mı? Varlık mı sevgiyle birlik olur; yoksa sevgi mi varlıkta dirlik bulur… Hep sevilen kaçarda seven mi kovalar ya da sevilen sadece seveni mi oyalar. Niye susmak bilmez ki içimizdeki acı ihtiraslar ya da neden biz susarken konuşur düşler denizinin acı hisleri neden sevmek denen hayta çocuğun sevilene yapılan dua ve ona veril(en) büyük armağan olduğunun farkına varamıyoruz, neden sadece acıyla, dertle, tasayla, hüzünle, hezeyanla yoğruluyor sevgi günlüğümüzün tümceleri ve neden özlem sadece vuslat ve hasrete bürünüyor sevgi aciz’i bedenimizde… İşte hayatımızın tüm karmaşasının tüm hengâmesinin cevabı olmayan ve kafa hırpalayan acı ama gerçek soruları. Böyledir sevmek, böyledir özlemek ve özletmek… İçimizde sancıyan tüm hislerle salarız ya biz sevdamızı sevgilinin yoluna ve sevgi nidaları besler ya yüreğimizin haykırışlarını işte böyle olmalı içimizdeki sevmek duygusu ve saadeti… Şimdi yüreğimizi kemirircesine bedenimizle savaşmalı aşkın tüm hisleri ve dilsiz bir kaval olup susarak haykırmalı duygu patlaması yaşayan gözlerimiz sevgiliye inat. Devamını Oku ->
Oradan oraya giderken insan hayatı düşünüyor. Çocukluğunu, nereden nereye geldiğini, unuttuğu anıları… Büyüdüğünü, yaşlandığını hissediyor. Çocukken küçücük şeyler bize ne büyük mutluluk verirdi. Şimdi istediğimizi yapmak elimizde ama her nedense bizi mutlu eden şeyler gittikçe azalıyor. İşte suların içine batacağı söylenen bir kente tepeden bakarak yenen bir yemek, bir kadının söylediği unutulmaz şarkılar, hiç beklenmedik karşılaşmalar… Tanımadığım bir sokakta yürürken birdenbire onunda yanında olmasını istediğin, içinin ürperdiği kısacık bir an… Bir yerlerden istemsiz çıkıp geliveren bir yüzün, tutmak istersen de silinip gittiği o kısacık an…
Bir yandan bunlar, insanın kendi kendine kaldığı,trenin camlarından yabancı hayatların akıp gittiği, geride kaldığı bir anda uzaklara giderken aynı anda kendi içine, kendi geçmişine yaptığı yolculuğun silik, tarifsiz duygusu, öte yandan sorumluluklar, görevler, bekleyenler… Gördüğüm ne varsa hayalimde senin yanına koyuyorum, senin üstüne giydiriyorum, senin eline alıp baktığını düşünüyorum, senin dokunmanı istiyorum… Bu küçük aynaya baktım ama kendimi değil senin yüzünü gördüm içinde… Kendine iyi bakacağını bildiğim halde, kendine iyi bak … (Baş Ucumda Müzik – Kürşat Başar | Sayfa 146,147)
Akşam eve geldiğimde amcamın “sana birisi şarkı gönderdi Fatih!” demesi üzerine şaşırdım. Radyo kanalını tam olarak hatırlamıyorum ama radyo34 olabilir. Ümraniye’de olan Ömer Fatih Yılmaz’a gelsin diye anons edilmiş. Mutlu oldum. Gönderen değerli dostuma buradan teşekkürlerimi yolluyorum…
Ezel dizisini izlemeyen varmıdır acaba? Kenan İmirzalıoğlu‘nun başrolde oynadığı bu heyecan verici dizi, çok sevilecek gibi gözüküyor. Bir önceki yazımda Gürkan Uygun ile yaptığımız sohbette sorduğum bir soru vardı işte o dizinin yapmadığını Ezel dizisi yapıyor demişti Gürkan bey. Yani senaryosu önceden belli ve Kurtlar Vadisi gibi bir dizi değil demişti. Herneyse asıl konumuza gelelim, herhangi bir yerden indirdiğim bu müzik dosyalarını sizinle paylaşmak istiyorum. Devamını Oku ->