Filistine Yapılan Zûlüm ve Perde Arkası…

Tarih 4 Oca, 2009  | 938 izlenme |   Kategori: Yazılarım | | Paylaş

İsrailin filistinin masum halkına yaptığı zûlüm elbette hepimizin içini derin bir şekilde etkiliyor. (4 ocak ‘ta düzenlenen miting fotoğraflarını görmek için TIKLAYINIZ dilerseniz hepsini İNDİRebilirsiniz)

Obama’nın seçilmesi, her yerde heyecanla, umutla, sevinçle karşılandı. Özellikle Müslümanlar bu gelişmeden büyük memnuniyet duydu. Amerika yine Amerika’ydı ama Obama bir Bush değildi. Bu bile daha mutlu olabilmek için önemli bir farklılık sebebiydi. Krizi atlatabilmek psikolojisinin bekleyiş yapısında dahi; Obama’nın göreve başlaması, olumlu bir motivasyon faktörü olarak önemli bir yer tutuyordu. “Bush yönetimi, zarurî olanları asgarî seviyede yapsın, asıl müdahale kredisini Obama kullansın ve etkili olsun” bekleyişi hâkimdi bütün dünyada. Ayrıca Türkiye de aktif bir döneme girmişti. Tam bu noktada Hamas çıkış yaptı ve “ateşkes dönemini kapatıyorum, tetiğe de basıyorum!” dedi.

“E canım, ne yapsınlar, sıkıntıları var, tepki ihtiyaçları var” yorumu bu noktada bir anlam taşıyor mu? “Zaten Hamas’ın füzeleri pek zarar verici değil” yorumu bir anlam taşıyor mu? Bir yerde, gökten yumruk kadar bir taşın düşmesi ihtimali olsa, oradaki insanlar panikler. Şimdi İstanbul’a öyle 4-5 tane taş düşecek deseler insanlar sokağa değil, balkona çıkmaktan çekinir.

Neyi hangi akılla nasıl planlıyorsun? Amacın ne? Filistin’de yaşamaya yaşamak denmez. Ekonomisi yok, iş yok güç yok, barınma-sağlık imkânları yok. İnsanlar hayattalar sadece, fakat yaşamıyorlar. Yardım eden de yok. Silah verirler, ekmek vermezler; para vermezler… Filistin yıllardır böyle, artık Irak da böyle… Oraların sokaklarındaki evlerindeki insanlar, hayattalar, fakat yaşamıyorlar. Hayatta olmak, gelecekte yaşama imkânının henüz var olması demektir. Yoğun bakımda olmak, komada olmak gibi…

Beni Hamas, Hizbullah, şu bu ilgilendirmiyor. Oralardaki o halk, oradaki insancıklar, oradaki evler aileler, anneler-babalar, çocuklar ilgilendiriyor. Ruh sakatı olmak, beden sakatı olmaktan daha kötüdür. Bombalar, silahlar, patlamalar, yıkıntılar, harabiyetler ortasında hayata dehşetle ve titreyerek bakan çocuklar… Kendinizi hiç onun yerine koydunuz mu? Yaşananların, “eylem” adı verilen işlerin asıl bedelini onların ödediğini hiç düşündünüz mü? Vaktiyle onlar gibi olduğumuz halde şimdi onları dikkate almayacak hale gelmemizin ne gibi bir anlam ifade ettiğini hiç düşündünüz mü?

Mesele’nin en dramatik yönü de burası. Ortadoğu insanı, normal düşünebilecek halde değil. O kısır döngünün içine girerek düşünmek mümkün değil. Amerika, Avrupa, bunu hiç değilse İsrail açısından düşünmelidir. İsrail’i yönetenler de normal insanlar değil; Batı onların anormalliğini hoşnut etmeye çalışarak bir yere varamaz.

Çözüm’ün ilk şartı; Ortadoğu’ya, onun içinden değil, dışarısından, normal’in ufkundan ve perspektifinden bakabilmektir. Obama’ya birileri bunu anlatmalı. Bunu birileri, Ortadoğu Müslümanlarına da anlatmalı.

No related posts.

Bu girdiye toplam 2 yorum yapılmış

  1. rabia  |   Şu tarihte Ocak 4th, 2009 ve şu saatte 20:53 gönderildi.

    çok güzel yazmışsın tebrkler kutlarım :)

  2. gamze  |   Şu tarihte Ocak 11th, 2009 ve şu saatte 15:02 gönderildi.

    ömer kardeşim fotoğraflarınızı ve sitenizi çok beğendim.
    fotoğraflarınızı flickr da da görmek isteriz.
    hayırlı günler.