sahin-arslan
Ağacın üstüne dizilmiş, pencereni gören en güzel yeri kapmak için itişen, pürdikkat senin o eşsiz güzelliğini izleyen kuşları gördün mü? Korkma! zararsızdır onlar. Nasılda değişiyor seni görünce kerataların ötüşmeleri. Tarifi mümkün olmayan bir hayranlıkla uyuyuşunu gözlüyorlar. Bunları nerden mi biliyorum? Çünkü gelip anlatıyorlar seni bir bir bana. Bulutların  üzerinde süzülürcesine uzanışlarını, simsiyah tel tel uzanan kirpiklerini kıpırdatışını, adeta bal değirmeninden çıkmış dudaklarını arayışını bir bir anlatıyorlar bana. Yaratanın bize verdiği özelliklerin onda birine bile sahip olmayan o varlıkların yerinde nasılda olmak istiyorum. Neden mi? Çünkü onlar sana benden daha yakın, istedikleri zaman seni görebiliyor, senin ayparçası yüzüne bakabiliyor. İyiki varsın. İyiki varsın nefes almamı ve varlığımı devam etmeme sebep olan varlık. İyiki varsın… Devamını Oku ->

Roman günümüz dünyasına kadın perspektifinden bakıyor kabaca . kadının günlük hayattaki yeri, yaşayışı , düşünüşü , bakışı , sevişi aldatışı kısaca kadına dair her şey bu kitapta …
Kitap ayrı ayrı onaltı hikayeden oluşuyor birbirimden bağımsız bu hikayeler bazen bir bazen birkaç kadının hikayesi yani yaşamın bir parçasını, bir bublesini almış yazar kadına dair. Hikayeler birbirinden bağımsız ama genel olarak çoğunda göze çarpan kadının hayat karşısında kararlı duruşu ,azmi yılmazlığı. Bazen her şey yolunda giderken mesela bir genç kızın düğün hazırlığı yaparken bir gün sahilde gördüğü bir peyzaj işçisinin mahrur bakışından etkilenip evlilik fikrini bir daha düşünmesi yani aslında isteklerin farklı olup şartlar karşısın da karaların verildiği bunun da geri dönülmez hatalara yol açtığı olayların olması.
Bir kadının günlük hayatın içinde işinin sadece kocasına yemek yapıp çocuk büyütmek olduğunu anlaması bazen buna karşı çıkması bazen Devamını Oku ->

Öncelikle başından kalkamayacağınız çok sürükleyici bir roman olduğunu belirtmek isterim. Kitabın başlığında da belirtildiği gibi olasılıksız ana konusudur . bir gencin yasam oykusunden yola cıkarak hayatta ımkansız dıyebılecegımız bır çok konuyu okuyucunun gözleri önone seriyor ve olayları gercekcı bir anlatım tarzı ıle kişide yaşanmıslık hissi uyandırarak adeta okuyucuyu olayların içine hapsediyor.
Kitap sadece olay orgusu bakımından degil bilimsel calısmaların anlatım ve okuyucuya aktarım bakımından oldukca guzel ve etkıleyıcı bır eser. Çünkü yaşamın temel yapı taşının enerji olduğunu kabul eden kuantum fiziğinin üzerine yazılmış muhteşem bir eser. Bu kuantum fiziğine göre maddenin de düşüncenin de, evet, düşüncenin de enerjiden ibaret olduğunu savunanuyor, bu enerji sürekli hareket halinde. Madde de duşuncede yanı o fızık kuralına gore her şey hareket halinde olduğu için de, evrende her an yeni bir şey oluyor. her şey birbiriyle etkileşim Devamını Oku ->

“Yüreğim  Seni Çok Sevdi” adlı romanımdan sonra ikinci bitirdiğim kitap Empati. Kitap her ne kadar 650 sayfa olsada içerik ve bağlılık sayesinde çok olan sayfaların üzerini örtüyor. Kitap şimdiden beş dile çevrilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Award ödülünü almış bulunmakta.
        Kitabıntan biraz bahsetmek gerekirse açıkcası çok güzel bir kitap nereden başlayacağımı biliemiyorum. Çünkü şu an kitap ile ilgili çok fazla bir şey yok aklımda. Nedeni ise kitabın insanı anlatış şekli. Yani aslında bize verilmesi gereken o kadar bilgi var ki onları tek tek yansıtmış. Tıpkı yaşlı bir adamın hayata yeni başlamış bir çocuğa nasihat vemesi gibi. O an çocuk bütün öğütleri dinler kendine pay çıkarır ‘vaybee’ deyip hayatına devam etmesi gibi.
        Kitapta ağırlıklı olarak; insanın magetik gücü, felsefe, ve insana ait duygular geçmekte. İnsanın magnetik gücü şu demek: Hiç tanımadığınız bir ortama girdiğinizde ortamdaki kişilerin duyguları altında kalırsınız. Çok utanırsınız, utanmanın altında yatan etken sizin karşınızdaki insanın duygularının etksinde kalmanız. Zaten kitapta bu duygulara karşılık veren ve karşıdaki insanı etkileyen insanları araştıran gizli bir cemiyeti anlatıyor.
       Kitabın bizlere kazandırğı o kadar çok şey var ki; bunların başında ‘özgüven’ geliyor. Kişiyi uyandıran bir kitap. Bu benim ikinci kitabım olması sebebiyle şu anlık bu kadar anlatabiliyorum. Sırada ki kitabım “Zar Adam”

ugün ne yazayım diye düşündüm durdum . Halbuki yazacak o kadar çok şeyim var ki. Fakat bunları bir türlü yazıya geçiremiyorum. Neden diye sorarsanız ; ben bunu fazla kitap okumamaya bağlıyorum. Bu güne kadar beşyuz tane kitaba başlamışım gelgörki bunların sadece 50 tanesi tam olarak bitirmiş olmam beni de tatmin etmiyor bir noktada. Kitap sayısı az olsada ben buyum diyorum kendi kendime. Belki de nefsim bana dedirtiyor. Evet evet bence nefsim diyor. Hiç unutmuyorum bir gün lise yıllarımda yurtta okurkene biri bana bi kitap tasfiye etti ismi de “Taaşuk-ı Talat ve Fitnat” ilk romantik romanmıymış felan tam da bilmiyorum, neyse kitabı yurdun en üst katında ki odadan aldım getirdim ve okumaya başladım. Ya bu ne biçim kitap beni gece uyutmadı. Olaylar öylesine akıcı öylesine sürükleyici ki bazen lavaboya{wc} bile gidemiyordum sırf kitabı okumak için. İşte benim hayatımda okuduğum en güzel kitap . “taaşuki Talat ve Fitnat” . Tavsiye ederim… ha bu arada kitap mevzusuna girmişken internette kitap bloğu var Rıza Selçuk Saydam tarafında yürütülüyor. Edindiğim bilgiye göre bu kişi hem kitapları okuyormuş hemde okuduğu kitapları bloguna özet olarak atıyormuş ve de tanıtıyormuş ne diyelim teşekkür etmekten başka. (: www.rsskitap.com  buda adresi … Yaw ben ne diyecektim hangi konulara geldim böyle. Heh içimde birsürü şey var diyordum ama bunları bir türlü karşımdaki insana söyleyememek {anlatamamak}tan bahsediyordum . Şimdi diyeceksiniz senin dersin ne . vala bilmiyorum bende ya hayatı anlamaya başlıyorum yada … off vala bu hayat çok karışık ve sarmaş dolaş . yarınımızdan emin değiliz daha. Ve ben bu cumleleri yazarken o kadar çok şey geçiyor ki kafamdan ne yazacağımı bilmiyorum. Beynimden geçen cümleler bir otoban gibi sanki gelip geçiyorlar. Onlar ı tam anlayıp anlatmaya çalışıyorum ama beni hemen atlatıyorlar. Ve her geçişlerinde bana neden kitap okumadın eğer Aysel hocayı dinleyip biraz kitap okusaydın bunlar olmazdı bizde seni böyle geçmezdik diyorlar. Ben de acı ile başımı eyiyorum. (:

Neyse son kısımda sizinle kısa bir konuşmamı paylaşmak istiyorum. Geçen bi arkaşımla üsküdara gittim. Kızkulesine bakan yerde fotoğraf çektik. Orada yaşlı bir adam selpak felan satıyordu. Ondan bi fotoğraf istedim fakat poz vermeye tenezzül bile etmedi . hmm dedim . ve o anlık bir gönlümle ona bi soru sordum. Dedim ki “Dede hayatta bir şeyin olacağına çok inanırsam o gerçekleşir mi?” biraz düşündü ve “Evet” dedi. Peki dedim bu her şey için geçerli mi? Ona da “evet” dedi. İçimden akciğerlerimin hücrelerinin taaa atomlarına kadar bir nefes çektim ve Elhamdûlillâh dedim. { 01:50 }

{ 528120461}

Sayfalar :1