Ne hikmettir bilinmez, ben genç kuşağın yayınlanmış şiirlerinden  çok yayınlanmamış şiirleriyle ilgilendim hep. Lütfen bu söylediklerimi ciddiye alın. Espri olsun diye söylemedim. Kendim içinde öyle çıkacak şiirlere bakıyorum.” Cahit Zarifoğlu, kendisine hayranlık beslediğim bir kişilik. Örnek kişilik. Şiirleriyle insanları büyüleyen insan.
1940 yılında dünyaya gelen Zarifoğlu, bir çok yerde hayat kariyerini tamamladı. Hayatı ile ilgili daha fazla ayrıntı burada bulabilirsiniz. Cahit Zarifoğlu için yapılmış web sitesine uğramayı unutmayın!:)

En sevdiğim dörtlük

Farzet körsün, olabilir,
Elele tut,
Taş al ve at,
Kafiri bulur.

Turgut Özal ile ilgili küçük bir yazıyı daha önce şurada yazmıştım. O yazıda 16. ölüm yıl dönümü ile ilgili birkaç cümle kurmaya çalışmıştım. Nitekim o gün tören düzenlendi ve rahmetli anıldı. Tekrar rahmetle anıyoruz…
Uğur Güzel’in kaleminden çıkan Özalcılık, Turgut Özal’ın hayatınının politik yıllarını objektif bir biçimde anlatarak bizlere sunuyor. Kitapda sadece kendi değil birkaç isimle ropörtaj yaparak yorumlarını yazıyor. Kitabın kalın(800 syf) olması her nekadar kitap alımında önemli rol oynasada, Özalist bir kişi için pek te önemli bir etken olmasa gerek. Kitabın ilk 100 sayfasında İdeoloji ve doktrin olarak özalcılığı anlatıyor. Yani Özalcılık görüşüne giriş yapıyor. Benim için ilk 100 sayfa biraz sıkıcı oldu diyebilirim. Fakat ileriki safalarda kitap okuyucuyu kendisine bağlıyor. Sırayla Özalcılığın oluşumu ve meselerle özalcılık olarak devam eden kitabın sayfaları oldukça zengin bir içeriğe sahip. Kitabın arka kapağında birçok ünlü liderin Özal ile ilgili görüşleri yer alıyor.
Meselelerle özalcılığı biraz açalım: Özal ile aynı masada oturmuş kişilerin ağızlarından cümleler alınıyor. Engin Güner Özal’ın dış politikasını, Besim Tibuk Özal’ın ekonomi yönetimini, Mehmet Nuri Yılmaz Özal’ın din anlayışını, Namık Kemal Zeybek Özal’ın milliyetçilik görüşünü, Hüsnü Doğan Özal’ın kalkınma dinamiklerini, Devamını Oku ->

Adı Muhammed Özen. Henüz 22 yaşında. Yaşına rağmen öğrendiği o kadar çok şey var ki saymakla bitmez gerçekten. İstanbul Üniversitesi Elektrik-Elektronik bölümünde 4.sınfını tamamlamak üzere olan Özen, çoğu kişi tarafından da MZN(mezene) olarak bilinir. Bugüne kadar birçok yerde konferans veren mzn, geleceğin sayılı adamları arasında şimdiden yerini ayırtmışa benziyor. Sadece kendi dalında değil, birçok alanda bilgi sahibidir kendisi.
Şu an kendisinin asistanlığını yapıyorum. Daha doğrusu yapmaya çalışıyorum. Çünkü mzn’ye yetişmek gerçekten çok güç. Kendisine şu gün işin varmı diye soranlara “bi saniye ajandama bakmam lazım” der çünkü plan ve program onun için en önemli unsurlarından biri. Cebinde üç beş aylık bir program kitapcığı vardır. Ajandasına bakar ve o gün içinde müsait olup olmayacağını size söyler.
Öğrenci dedin mi böyle olacak kardeşim. Ne o öyle saçı sakalı birbirine karışmış, öyle öğrencilik mi olur. Bugun devlet başına geçen insanlar bizim oturduğumuz sıralardan geçmişler. Bizden sonraki nesil neden bu sözü bizim için Devamını Oku ->

       Abdi İpekçi, Türkiye’de sayılı gazeteci ve siyasetçilerdendi. Ama malesef “Abdi İpekçi” dediğimiz zaman akla gelen ilk şey, Abdi İpekçi spor komleksi! Bu bağlamda üzüntümü belirtmek isterim. 
        Kitabın yazarları Tufan Türenç ve Erhan Akyıldızın, kitabı sürükleyici bir biçimde anlatması şüphesiz kitabı  sevecen hale getiriyor. Ama beni etkileyen bir diğer tarafı da Abdi İpekçinin çalışkan ve zeki olmasıyla birlikte cesur bir yüreğe sahip olmasıydı. Daha genç yaşından birçok iş ile meşgul olan İpekçi, ileride ne olacağına küçükken belirlemiş bile. Gazeteci olmak. 
        Galatasaray Lisesini, yaptığı güzel çalışmlarla ve bir çok etkinlikle bitiren İpekçi, İlk işi bir gazete ofiside işe başlmaktır. “İstanbul Ekspres” adı altında kurdukları ilk gazetesi birçok kitleye ulaşan Abdi İpekçi, sürekli yeni fikirleri aralamakta ve bunlarda başarılı olmaktadır.  
        O dönemde “Milliyet” gazetesinin yenilenme hareketi devam etmektedir. Fakat gazetenin başına gelecek genç ve modern bir kişi aranmaktadır. Cümlenin akışına göre bu kişinin Abdi İpekçi olduğu kanâtine varabilirsiniz. Milliyet Gazetesi’ni sıkıntılı günlerde başlatan İpekçi , devamı getirmeyi başarmıştı. Devamını Oku ->

Türkiye’de öyle kritik dönemler öyle dönüm noktaları vardır ki; o günler başka türlü yaşansa biz farklı bir ülkede olurduk!” Ne güzel söylemiş Can Dündar. İşte o kritik dönemlerin bir zamanı da Adnan Kahveci idi. Eğer Adnan Kahveci’yi Duymadım diyorsanız şöyle bir anlatayım:

Adnan Kahveci, zekası ve ürettiği yeni fikirlerle Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri bulunmuştur. 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi. Hayatı hep birincilikle geçen Kahveci, Milliyet Gazetesi’nin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasının ilk birincisidir. 1966 yılında Kabataş Lisesi’ni dönem birincisi olarak bitiren Kahveci, aynı yıl üniversite sınavlarında da Türkiye birincisi oldu. İstanbul Üniversitesi burs sınavında yine en yüksek puanı alarak birinci olan Kahveci, daha sonra ABD’de Indiana’da Purdue Üniversitesi’ne girdi. Buradan elektrik mühendisi olarak mezun olan Kahveci, mezuniyetinin ardından Missouri Üniversitesi’nde doktora yaptı. Ardından da aynı üniversitede asistan profesör olarak çalıştı.

Kahveci, Türkiye’ye döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Ardından da İçişleri Bakanlığı teknik danışmanlığında bulundu. 12 Eylül döneminde Başbakanlık Danışmanlığına atandı ve o sıralarda Turgut Özal’la tanıştı. 1983 yılında ANAP’ın kurucuları arasında yer alan Kahveci, askeri yönetim tarafından veto edildiği için milletvekili olamadı. Daha sonra 1987 yılında İstanbul’dan milletvekili seçildi ve Devlet Bakanı oldu. Devamını Oku ->

Sayfalar :1