بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

Bugünkü olayları anlamak için, siyonizmi anlamak ve idrak etmek için ve batının ne tür bir çalışma içinde olduğunu bilmek için tarihi yakinen bilmemiz gerekiyor. Gerçektende bir insan tarihini ve kültürünü bilmiyorsa kısmen ölmüş demektir boşlukta yaşıyordur. Ruh gerçektir ve ruhunu kaybedenin dünyayı kazanması pek birşey değiştirmez. Kitaba geçersek Refik Şakir en-Nedşe’ye ait bir kitap ve Osmanlı’nın yıkılış dönemini tarafsız bir dille tek tek anlatıyor. Sultan II. Abdûlhamid han hazretlerinin ülkeyi nasıl ayakta tutmaya çalıştığını ve Filistin yüzünden(Siyonizm yüzünden) nasıl tahtdan düştünüğüde açıklıyor.
Eser 210 sahife. Kaynakçası oldukça geniş. Çevirisi Necmeddin Gevri tarafından yapılmış olup, oldukça rahat bir üslubu var. Son baskısı Semerkand Yayınları tarafından 2004 yılında gerçekleşmesine rağmen, eseri bulmak hâlâ mümkün. Akıcı bir Devamını Oku ->

Eğer kitap okumaya uzun bir süre ara verdiyseniz bu kitapla tekrar kitap hayatınıza dönebilirsiniz. İlk sayfaları çevirirken meraktan, otobüste giderken son durağa geldiğinizde biri sizi dürtebilir ve “sondurak birader” diye seslenebilir. Lost dizisinin ilk 6-12 bölümü gibi heyecanlı ve bağlayıcı. Kitabın konusuna gelince; aslında çok karışık bir kitap. Kitabı bitirdikten sonra durdum ve bi dakka kardeşim dedim. Eee ne oldu şimdi kim kime dum duma. Yılan hikayesine dönüştü bu iş dedim. Olay şu; Musa diye bir genç var. Herşeyden habersiz bir şekilde yaşıyor. Ve Albatros holdingin sahibi, eşinden kalan parayı kullanarak eşini terketmek istiyor. Tabi bu pek de kolay birşey değil. Bunu için saçma ve inanası zor bir yöntem deniyor. Uzaylılarla savışırken öldüm. Diyor. Kitap burada başlıyor. Musa’nın da bilgisizliğini de kullanarak kadın ile bunu iyice oltaya getiriyorlar. Velhasılıkelam bu iş oluyor ve Devamını Oku ->

Roman günümüz dünyasına kadın perspektifinden bakıyor kabaca . kadının günlük hayattaki yeri, yaşayışı , düşünüşü , bakışı , sevişi aldatışı kısaca kadına dair her şey bu kitapta …
Kitap ayrı ayrı onaltı hikayeden oluşuyor birbirimden bağımsız bu hikayeler bazen bir bazen birkaç kadının hikayesi yani yaşamın bir parçasını, bir bublesini almış yazar kadına dair. Hikayeler birbirinden bağımsız ama genel olarak çoğunda göze çarpan kadının hayat karşısında kararlı duruşu ,azmi yılmazlığı. Bazen her şey yolunda giderken mesela bir genç kızın düğün hazırlığı yaparken bir gün sahilde gördüğü bir peyzaj işçisinin mahrur bakışından etkilenip evlilik fikrini bir daha düşünmesi yani aslında isteklerin farklı olup şartlar karşısın da karaların verildiği bunun da geri dönülmez hatalara yol açtığı olayların olması.
Bir kadının günlük hayatın içinde işinin sadece kocasına yemek yapıp çocuk büyütmek olduğunu anlaması bazen buna karşı çıkması bazen Devamını Oku ->

Öncelikle başından kalkamayacağınız çok sürükleyici bir roman olduğunu belirtmek isterim. Kitabın başlığında da belirtildiği gibi olasılıksız ana konusudur . bir gencin yasam oykusunden yola cıkarak hayatta ımkansız dıyebılecegımız bır çok konuyu okuyucunun gözleri önone seriyor ve olayları gercekcı bir anlatım tarzı ıle kişide yaşanmıslık hissi uyandırarak adeta okuyucuyu olayların içine hapsediyor.
Kitap sadece olay orgusu bakımından degil bilimsel calısmaların anlatım ve okuyucuya aktarım bakımından oldukca guzel ve etkıleyıcı bır eser. Çünkü yaşamın temel yapı taşının enerji olduğunu kabul eden kuantum fiziğinin üzerine yazılmış muhteşem bir eser. Bu kuantum fiziğine göre maddenin de düşüncenin de, evet, düşüncenin de enerjiden ibaret olduğunu savunanuyor, bu enerji sürekli hareket halinde. Madde de duşuncede yanı o fızık kuralına gore her şey hareket halinde olduğu için de, evrende her an yeni bir şey oluyor. her şey birbiriyle etkileşim Devamını Oku ->

Turgut Özal ile ilgili küçük bir yazıyı daha önce şurada yazmıştım. O yazıda 16. ölüm yıl dönümü ile ilgili birkaç cümle kurmaya çalışmıştım. Nitekim o gün tören düzenlendi ve rahmetli anıldı. Tekrar rahmetle anıyoruz…
Uğur Güzel’in kaleminden çıkan Özalcılık, Turgut Özal’ın hayatınının politik yıllarını objektif bir biçimde anlatarak bizlere sunuyor. Kitapda sadece kendi değil birkaç isimle ropörtaj yaparak yorumlarını yazıyor. Kitabın kalın(800 syf) olması her nekadar kitap alımında önemli rol oynasada, Özalist bir kişi için pek te önemli bir etken olmasa gerek. Kitabın ilk 100 sayfasında İdeoloji ve doktrin olarak özalcılığı anlatıyor. Yani Özalcılık görüşüne giriş yapıyor. Benim için ilk 100 sayfa biraz sıkıcı oldu diyebilirim. Fakat ileriki safalarda kitap okuyucuyu kendisine bağlıyor. Sırayla Özalcılığın oluşumu ve meselerle özalcılık olarak devam eden kitabın sayfaları oldukça zengin bir içeriğe sahip. Kitabın arka kapağında birçok ünlü liderin Özal ile ilgili görüşleri yer alıyor.
Meselelerle özalcılığı biraz açalım: Özal ile aynı masada oturmuş kişilerin ağızlarından cümleler alınıyor. Engin Güner Özal’ın dış politikasını, Besim Tibuk Özal’ın ekonomi yönetimini, Mehmet Nuri Yılmaz Özal’ın din anlayışını, Namık Kemal Zeybek Özal’ın milliyetçilik görüşünü, Hüsnü Doğan Özal’ın kalkınma dinamiklerini, Devamını Oku ->

Diğer kitaplardan farklı olduğu, kitabın isminden anlaşılıyor sanırım. Nazan Bekiroğlu’nun kaleminde çıkan “La” Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yaratılışlarını, cennetteki günlerini, yasak meyveyi ve dünya sürgününü anlatıyor.
Bugün kaçımız dünyaya bir misafir olarak geldiğimizin tam olarak şuurundayız? Ne derecede inanıyoruz ve ne derecede inandığımızı zannediyoruz? Nazan Bekiroğlu, kitabında öyle güzel açıklamış ki; insana dünya şuurunu bir kez daha hatırlatıyor. Dünyaya misafir olarak geldiğimizi ve bu hayatın elbet biteceğini açık ve akıcı bir dille bizlere sunuyor. Gerçek şu ki: kitabı okuduktan sonra dünyaya bakış açım değişti diyebilirim.

Hz. Adem yaratılırken halinde bir kötülük yoktu. Mayası özünde temizdi, iyiydi. Lakin sınav yeriydi dünya. İyiliği ve merhameti sınırsız olan, Hz. Adem’in hamuruna kötülük koymadı ama  kötülüğü taşıyabilecek bir kıvam ekledi. Sonra da bu kıvama bir parça kararsızlık, biraz unutkanlık ve epeyce de sabırsızlık ilâve etti.

Devamını Oku ->

Sayfalar :123