Roman günümüz dünyasına kadın perspektifinden bakıyor kabaca . kadının günlük hayattaki yeri, yaşayışı , düşünüşü , bakışı , sevişi aldatışı kısaca kadına dair her şey bu kitapta …
Kitap ayrı ayrı onaltı hikayeden oluşuyor birbirimden bağımsız bu hikayeler bazen bir bazen birkaç kadının hikayesi yani yaşamın bir parçasını, bir bublesini almış yazar kadına dair. Hikayeler birbirinden bağımsız ama genel olarak çoğunda göze çarpan kadının hayat karşısında kararlı duruşu ,azmi yılmazlığı. Bazen her şey yolunda giderken mesela bir genç kızın düğün hazırlığı yaparken bir gün sahilde gördüğü bir peyzaj işçisinin mahrur bakışından etkilenip evlilik fikrini bir daha düşünmesi yani aslında isteklerin farklı olup şartlar karşısın da karaların verildiği bunun da geri dönülmez hatalara yol açtığı olayların olması.
Bir kadının günlük hayatın içinde işinin sadece kocasına yemek yapıp çocuk büyütmek olduğunu anlaması bazen buna karşı çıkması bazen Devamını Oku ->
Öncelikle başından kalkamayacağınız çok sürükleyici bir roman olduğunu belirtmek isterim. Kitabın başlığında da belirtildiği gibi olasılıksız ana konusudur . bir gencin yasam oykusunden yola cıkarak hayatta ımkansız dıyebılecegımız bır çok konuyu okuyucunun gözleri önone seriyor ve olayları gercekcı bir anlatım tarzı ıle kişide yaşanmıslık hissi uyandırarak adeta okuyucuyu olayların içine hapsediyor.
Kitap sadece olay orgusu bakımından degil bilimsel calısmaların anlatım ve okuyucuya aktarım bakımından oldukca guzel ve etkıleyıcı bır eser. Çünkü yaşamın temel yapı taşının enerji olduğunu kabul eden kuantum fiziğinin üzerine yazılmış muhteşem bir eser. Bu kuantum fiziğine göre maddenin de düşüncenin de, evet, düşüncenin de enerjiden ibaret olduğunu savunanuyor, bu enerji sürekli hareket halinde. Madde de duşuncede yanı o fızık kuralına gore her şey hareket halinde olduğu için de, evrende her an yeni bir şey oluyor. her şey birbiriyle etkileşim Devamını Oku ->
Turgut Özal ile ilgili küçük bir yazıyı daha önce şurada yazmıştım. O yazıda 16. ölüm yıl dönümü ile ilgili birkaç cümle kurmaya çalışmıştım. Nitekim o gün tören düzenlendi ve rahmetli anıldı. Tekrar rahmetle anıyoruz…
Uğur Güzel’in kaleminden çıkan Özalcılık, Turgut Özal’ın hayatınının politik yıllarını objektif bir biçimde anlatarak bizlere sunuyor. Kitapda sadece kendi değil birkaç isimle ropörtaj yaparak yorumlarını yazıyor. Kitabın kalın(800 syf) olması her nekadar kitap alımında önemli rol oynasada, Özalist bir kişi için pek te önemli bir etken olmasa gerek. Kitabın ilk 100 sayfasında İdeoloji ve doktrin olarak özalcılığı anlatıyor. Yani Özalcılık görüşüne giriş yapıyor. Benim için ilk 100 sayfa biraz sıkıcı oldu diyebilirim. Fakat ileriki safalarda kitap okuyucuyu kendisine bağlıyor. Sırayla Özalcılığın oluşumu ve meselerle özalcılık olarak devam eden kitabın sayfaları oldukça zengin bir içeriğe sahip. Kitabın arka kapağında birçok ünlü liderin Özal ile ilgili görüşleri yer alıyor.
Meselelerle özalcılığı biraz açalım: Özal ile aynı masada oturmuş kişilerin ağızlarından cümleler alınıyor. Engin Güner Özal’ın dış politikasını, Besim Tibuk Özal’ın ekonomi yönetimini, Mehmet Nuri Yılmaz Özal’ın din anlayışını, Namık Kemal Zeybek Özal’ın milliyetçilik görüşünü, Hüsnü Doğan Özal’ın kalkınma dinamiklerini, Devamını Oku ->
Diğer kitaplardan farklı olduğu, kitabın isminden anlaşılıyor sanırım. Nazan Bekiroğlu’nun kaleminde çıkan “La” Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yaratılışlarını, cennetteki günlerini, yasak meyveyi ve dünya sürgününü anlatıyor.
Bugün kaçımız dünyaya bir misafir olarak geldiğimizin tam olarak şuurundayız? Ne derecede inanıyoruz ve ne derecede inandığımızı zannediyoruz? Nazan Bekiroğlu, kitabında öyle güzel açıklamış ki; insana dünya şuurunu bir kez daha hatırlatıyor. Dünyaya misafir olarak geldiğimizi ve bu hayatın elbet biteceğini açık ve akıcı bir dille bizlere sunuyor. Gerçek şu ki: kitabı okuduktan sonra dünyaya bakış açım değişti diyebilirim.
Hz. Adem yaratılırken halinde bir kötülük yoktu. Mayası özünde temizdi, iyiydi. Lakin sınav yeriydi dünya. İyiliği ve merhameti sınırsız olan, Hz. Adem’in hamuruna kötülük koymadı ama kötülüğü taşıyabilecek bir kıvam ekledi. Sonra da bu kıvama bir parça kararsızlık, biraz unutkanlık ve epeyce de sabırsızlık ilâve etti.
Devamını Oku ->
Bir otobiyografik roman olan Siyah Süt, Elif Şafak‘ın kaleminden çıkmıştır. Ellibin adet basılan kitabı beyenmeyen yoktur sanırım. Daha önce okuduğum kitap olan Zar Adam gibi buda bestseller bir kitap. O kitabı beyenmemiştim fakat beyen bir çok yorumcuyla karşılaştım. İçlerinden “pNr” adında bir yorumcum “-Zar Adam uçuk ve saçma bi aşkı, maceradan maceraya koşan birini, mitoLojik bi kahramanı anLatsaydı eminim kimse sıkıLmazdı :) ” demişti. Bir bakıma doğru söylemiş. Çünkü Zar Adam gerçekten çok sıkıcı bir kitaptı ama içerik olarak farklı bir kitaptı ve diğerlerine benzemiyordu. İşte burada aslolan konu anlatım tekniği ve yazı akışı. Siyah Süt’te Zar Adam gibi ama anlatımı ve yazının bütünlüğü birbirini tamamlıyor. İçindeki mâna ilgimizi çeksede anlatımını gözardı edemezsiniz. Devamını Oku ->
Abdi İpekçi, Türkiye’de sayılı gazeteci ve siyasetçilerdendi. Ama malesef “Abdi İpekçi” dediğimiz zaman akla gelen ilk şey, Abdi İpekçi spor komleksi! Bu bağlamda üzüntümü belirtmek isterim.
Kitabın yazarları Tufan Türenç ve Erhan Akyıldızın, kitabı sürükleyici bir biçimde anlatması şüphesiz kitabı sevecen hale getiriyor. Ama beni etkileyen bir diğer tarafı da Abdi İpekçinin çalışkan ve zeki olmasıyla birlikte cesur bir yüreğe sahip olmasıydı. Daha genç yaşından birçok iş ile meşgul olan İpekçi, ileride ne olacağına küçükken belirlemiş bile. Gazeteci olmak.
Galatasaray Lisesini, yaptığı güzel çalışmlarla ve bir çok etkinlikle bitiren İpekçi, İlk işi bir gazete ofiside işe başlmaktır. “İstanbul Ekspres” adı altında kurdukları ilk gazetesi birçok kitleye ulaşan Abdi İpekçi, sürekli yeni fikirleri aralamakta ve bunlarda başarılı olmaktadır.
O dönemde “Milliyet” gazetesinin yenilenme hareketi devam etmektedir. Fakat gazetenin başına gelecek genç ve modern bir kişi aranmaktadır. Cümlenin akışına göre bu kişinin Abdi İpekçi olduğu kanâtine varabilirsiniz. Milliyet Gazetesi’ni sıkıntılı günlerde başlatan İpekçi , devamı getirmeyi başarmıştı. Devamını Oku ->