<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ömer Fatih Yılmaz &#187; Aşk</title>
	<atom:link href="http://www.omerfatihyilmaz.com/etiket/ask/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.omerfatihyilmaz.com</link>
	<description>Sıradan Bir Şey mi ?        /      2.0</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Jan 2012 16:02:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Einstein Severse</title>
		<link>http://www.omerfatihyilmaz.com/einstein-severse/</link>
		<comments>http://www.omerfatihyilmaz.com/einstein-severse/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2010 07:55:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OFY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim adamı ve aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omerfatihyilmaz.com/?p=2283</guid>
		<description><![CDATA[Berlin’de bir gün taksiden indiğinde şoföre eksik para verdiğini söyler. Adam paraları bir daha saydığında doğru olduğunu görür. Arabacının “Anlaşılan sen rakamlardan pek anlamıyorsun” dediği kişi yüzyılın dahisi Albert Einstein’den başkası değildi. 14 Mart 1879’da Güney Almanya’nın Ulm kentinde Musevi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Albert Einstein, çocukluğunda hiçbir üstünlük gösterememiş, kimse onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="ask" src="http://4.bp.blogspot.com/_JOMOBxONqHw/SeSZsk5TZTI/AAAAAAAAAFM/UIcQ3wf3Ons/s400/ask.jpg" alt="" width="400" height="390" />Berlin’de bir gün taksiden indiğinde şoföre eksik para verdiğini söyler. Adam paraları bir daha saydığında doğru olduğunu görür. Arabacının “Anlaşılan sen rakamlardan pek anlamıyorsun” dediği kişi yüzyılın dahisi Albert Einstein’den başkası değildi.</p>
<p>14 Mart 1879’da Güney Almanya’nın Ulm kentinde Musevi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Albert Einstein, çocukluğunda hiçbir üstünlük gösterememiş, kimse onun ileride ünlü bir bilgin olacağını anlayamamıştı. Kalın kafalı, geri zekalı sanılan bu utangaç çocuk, büyüyünce dünyanın en büyük bilgini, yüzyılların pek az yetiştirdiği düşünürü olduğunu gösterecekti. Halbuki konuşmayı bile güçlükle öğrenebilmiş, onun kabiliyetsizliğinden bıkan öğretmenleri başlarından savmanın çaresini aramış, annesi ve babası anormal bir çocuk olacağından korkmuşlardı.<br />
Einstein, 1896 yılında ailesinin İtalya’ya göç etmesinin ardından aynı yıl Alman vatandaşlığından ayrıldı. İsviçre’de 5 yıl boyunca vatansız olarak yaşadı.<span id="more-2283"></span><br />
Zürih’teki İsviçre Federal Polytechnic Yüksekokulu sınavlarında başarısız olunca Aarau kantonundaki liseye yazıldı. 1896 Ekim’inde Polytechinic’e sınavsız girmek hakkını kazanarak, Fizik ve Matematik Dalları İçin Uzman Öğretmenlik bölümüne girdi. Einstein’in bu bölümdeki 23 öğrenci arasında tek bayan olan Mileva Maric’le sınıf arkadaşlığı, zamanla tutkulu bir aşka dönüştü. Einstein’den dört yaş büyük olan Mileva, Sırp kökenli bir Macar bürokratın kızıydı. Yugoslavya’nın kuzeyinde Vojvodina’da doğmuştu. Einstein’la Maric’in ilk çocukları Lieserl, 1902 yılında dünyaya geldiklerinde henüz evli değillerdi. Gençlerin aileleri bu evliliğe şiddetle karşı çıkıyorlardı. Ama gönül bu; ferman dinlemezdi. Bern’deki İsviçre Patent Bürosu’nda işe giren Einstein, Mileva Maric’le 6 Ocak 1903’te evlendi. Çok sessiz ve sakin bir düğündü bu. Bildik ritüellerle karşılaşacaklarını umanlar hayal kırıklığına uğramışlardı. Ne müzik, ne pasta ne de konfeti yağmuru vardı. Sadece iki şahidin dışında kimsecikler yoktu salonda. Einsteinler’ın balayıları da olmadı. Küçük bir restorantta yenen yemeğin ardından çift doğruca evlerine gitti.</p>
<p>Mileva, idealleri olan başarılı bir matematikçiydi. Einstein’i, en verimli olduğu dönemde etkileyen nadide kişilerden biriydi. Einstein’in hayatına çok önemli bilimsel gelişmeler yaptığı sırada girmiş ve ona bu yolda çok destek olmuştu. Mesleğinde ilerleyerek profesör olma amacını kocası için feda etmişti.</p>
<p>Albert Einstein hakkında kitap yazan araştırmacılar, Mileva’nın bir eşten çok Einstein’in entelektüel yol arkadaşı olduğunu ileri sürerler. Gerçekten de Einstein, Mileva’nın özgürlükçü duygularına, aykırılığına ve entelektüelliğine hayrandı. Bu yüzden Mileva’yla evlendiği için her fırsatta şanslı olduğunu söylemekten büyük bir haz alıyordu:</p>
<p>“O öyle bir insanki hem benim kadar güçlü, hem de benim kadar özgür.”<br />
Rakamlarla dans eden iki dahinin konuşmalarında, romantik konular konuşulması beklenemezdi tabii. Einsteinler, Romeo ve Julyet’i değil; Boltzmann, Drude, Helmholtz, Herz, Kirckoff ve Osward gibi fizik ve matematik biliminin klasiklerini karşılıklı birbirlerine okuyarak tartışmaktan büyük zevk alıyorlardı.</p>
<p>Einstein, sevgili karısına, şiirlerle kur yapmak yerine, Laplace, Newton ve Faraday gibi dahilerin kuramlarını anlatır, Mileva, Romeo ve Jülyet’ten bir pasaj dinliyormuşçasına ışıl ışıl gözlerle kocasını dinlerdi. Einstein’ın, ünlü relativite teorisi de bu konuşmalar arasında doğacaktı.</p>
<p>Einsteinler’ın iki erkek çocukları daha oldu. Ama ilişkileri 1914 yılına kadar sürdü. 1919 yılında da boşandılar. Einstein ikinci kez evlense de ilk aşkında yaşadığı mutluluğu hep özlemle andı. Mileva da öldüğü 1948 yılına kadar Einstein’ı hep büyük bir sevgiyle andı.</p>
<p>Cenap Şahabeddin ne de güzel söylemişti: “Kalp bir aşktan ötekine göç ederken az-çok zedelenir: Tam aşk, ilk aşktır.”</p>
<p>Albert Einstein-Mileva Maric mektuplaşmaları, birbirine tukuyla bağlanan iki bilim insanının yüksek aşklarından derin izler taşıyordu:</p>
<p>“Sevgili Bebeğim!<br />
Bugün okuldan eve geldiğimde masanın üzerinde gördüğüm sevgili mektupcağızını yanıtlamadan yatmayacağım. Çok sevgili bir mektup. Pazar günü sevgili bebeğime kavuşacağım için yine çok sevinçliyim. Neşen yerinde olsun, Sevgili bebek, kendine hiçbir şeyi dert edinme, her ne olursa olsun. Sen yine benim güzel, canım sevgilimsin&#8230; Bugün 2 saat pencerede oturdum ve moleküler güçlerin etki yasasının nasıl belirlenebileceğini düşündüm. Çok güzel bir düşünceye ulaştım. Yazmak aptalca. Pazar günü seni ağzından öpeceğim. Selamlıyor ve kucaklıyorum.”<br />
Albert<br />
Zürih, Mayıs 1901</p>
<p>“Canım Sevgilim,<br />
Şimdi ikince mektubunu da aldım ve öyle mutluyum ki, dağlar kadar. Ne sevimlisin, ah seni nasıl öpeceğim, hafta sonunu sen gelene kadar iple çekiyorum. Cumartesi gelirsen, Cuma günü birisi yolculuğa çıktığı için, belki bizde kalabilirsin&#8230; O zamana dek iyice çalışkan olacağım ki, sonra seninle iyice özgür kalıp sevineyim. Tanrım, senin karının olduğumda dünya ne güzel görünecek, göreceksin tüm dünyada daha mutlu bir kadıncağız olmayacak ve sonra adamcık da öyle olmalı. Hoşça kal tatlı sevgilim ve hafta sonunda neşeyle gel bana. Kadıncığım”</p>
<p>Schaffhausen, 28 Kasım 1901</p>
<p>Canım Sevgilim,<br />
Bir mektup alamadan üç gün ve üç gece geçti. Beni bu kadar uzun süre bekletmeyeceğinden o kadar eminim ki, mektupcağınızın yittiğine kesinlikle inanıyorum&#8230; Şu andan başlayarak sana her mektubumda, sana sık sık yazacağımı yazıyorum ki, meraklanmayasın ve ihmalkâr posta dışında her şeyin yolunda gittiğini bilesin. Haber almamak dışında çok iyiyim, nerdeyse neşem hep yerinde, Bir de, bu mektupcuğun, sonunda kesinlikle senin eline ulaşacağından emin olsaydım. Gününü nasıl geçirdiğini bana yaz da seni birazcık olsun imgelemimle izleyebileyim, gözümde canlandırmak hiç de zor olmasa gerek. Burada, bütünüyle yalnızmışım gibi hiçbir insanla kişisel ilişkiye girmeden yaşıyorum. Hemen hemen her gün, ferahlamak için küçük bir gezinti yapıyorum, kalan zamanı da Voigt’in kuramsal fiziğini okuyarak geçiriyorum; bu adamın kitabından şimdiden birşeyler öğrendim&#8230; Sana bir kitap mı göndereyim, yoksa yerine getirilebilir başka bir arzun var mı canım sevgilim? Hiç çekinmeden yaz ama oldukça çok yaz. Her mektubundan büyük bir sevinç duyuorum. Onlar benim biricik insani hazlarım ve beynim onlarla ısınıyor. Onlar bana eş, anne baba, arkadaşlar ve toplumsal çevre yerine geçiyorlar. Elbette, Zürih’teki güzel öğrencilik yıllarında olduğu gibi, sen yanımda olabilseydin, daha güzel olacaktı. Doktor olur olmaz, daha sağlam bir iş bulabilmek için hemen ilân vereceğim. Bir gün yine de çok mutlu olacağız. Evde kalmaktan bıktıysan, bana gel, her zaman kollarım sana açık, olabildiğince. Bana oldukça çabuk ve oldukça açık yüreklilikle yaz, yürekten öpüyorum.”<br />
Senin Albert’in<br />
Zürih, 14 Ağustos 1900</p>
<p>Canım Sevgilim<br />
Yine uyuşuk, cansıkıcı birkaç gün, uykulu gözlerimin önünden akıp geçtiler, biliyorsun böylesi günlerde, insan ne yapacağını tam bilemediği için geç kalkar, sonra odası toplanıncaya dek dışarı çıkar, sonra yoruluncaya dek, şöyle birkaç saat çalışır. Sonra öylesine aylaklık eder ve sonra miskin miskin son derece önemli felsefesel sorunlar düşünerek bunun üzerine birazcık da ıslık çalarak yemek saatinin gelmesini bekler. Daha önce nasıl yalnız yaşayabilmişim, sen benim küçük herşeyim. Sen olmadıkça, benlik duyum, çalışma zevkim, yaşam sevincim de olmuyor. Kısacası sensiz yaşamım yaşam değil&#8230; Kitapların geldiğinde çok çalışma, tersine kendini dinlendir ki benim için yeniden eski haşarı çocuk olasın. Senden sadece bir şey istiyor bekliyorum, o da senin iyi olman. Aksi durumda seni döverim&#8230; Yürekten selamlıyor ve öpüyorum, ikinci özellikle&#8230;”</p>
<p>Senin Albert’in</p>
<p>Sokrates, yüz yıllar önce “Ne pahasına olursa olsun evlenin. Kararınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz” demişti. Ama Einstein, beş kıtanın gazetelerinde manşetleri işgal eden dahi bir matematik profesörü olurken arkasında aşkla yoğrulmuş bir evlilik bırakmıştı. Einstein’ın kendisi, relativite teorisi kadar, karmaşık bir yapıya sahipti. Zenginlik, para, şöhret, lüks gibi şeylere zerre kadar itibar etmiyordu. Einstein’ının ikinci eşi ara sıra arkadaşlarını çaya davet eder, profesörü de, yanlarına gelmeye ve çay içmeye çağırınca Einstein haykırmaya başlardı: “Hayır! Gelemem!&#8230; Ne haliniz varsa görün, ben buradan gidiyorum!.. Çalışmama engel oluyorsunuz, buna tahammül edemem!..”</p>
<p>Eşi, sessizce haykırışların kesilmesini bekler. Sonra onu yola getirir, aşağıya indirir ve çay içmeye razı ederdi. Einstein’ın yaşayış tarzı çok basitti. Tutumunu iki kurala göre ayarlardı: Birinci kural, hiçbir kurala göre iş yapmamak, ikisincisi de, kimsenin fikrine göre hareket etmemek.</p>
<p>Ütüsüz elbise ile dolaşır, canı istedikçe şapka giyer, banyo sabunu ile traş olurdu. Kemandan aldığı zevki dünyada hiçbir şeyden alamadığını söylerdi. 1921 yılında Nobel Fizik ödülünü alan Einstein, hayatının son yarısında dünya çapında bir üne kavuştu ve belki de gelmiş geçmiş en ünlü bilim adamı oldu.</p>
<p>Ellinci yaş gününü kutladığı zaman Almanya onu şan ve şerefe boğdu; halkın sevgisini belirtmek, sonsuz takdirini anlatmak amacıyla Postdam Meydanı’na heykeli dikildi. Emrine bir yat verildi. Fakat birkaç yıl sonra sahip olduğu her şey Yahudi olduğu için elinden alndığı gibi, doğduğu memlekete dönmek hakkından da mahrum edildi. 1940’ta Amerikan yurttaşlığına geçti ve öldüğü 1955 yılına kadar bütün gücünü atom enerjinin milletlerarası kontrole bağlanması için çalıştı.<br />
Hakan İnce<br />
Bu yazı <a href="http://www.createhane.com/2009/04/einstein-severse.html" rel="nofollow"><strong>şu adresten</strong></a> çalıntı veya alıntıdır. Çok sevdim. Sende sevdin gibi.<br />
<h3>Tevâfuk Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>18 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/" title="Kadınlar Neden Aptal?" rel="nofollow">Kadınlar Neden Aptal?</a></li>
<li>02 Temmuz 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/mavi-marmara-unutma-unutturma/" title="Mavi Marmara &#8211; Unutma Unutturma!" rel="nofollow">Mavi Marmara &#8211; Unutma Unutturma!</a></li>
<li>17 Haziran 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/yetmedi-mi-behlul/" title="Yetmedi mi Behlül?" rel="nofollow">Yetmedi mi Behlül?</a></li>
<li>04 Mart 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/dul-kadinin-ogullari-mustafa-yilmaz/" title="Dul Kadının Oğulları &#8211; Mustafa Yılmaz" rel="nofollow">Dul Kadının Oğulları &#8211; Mustafa Yılmaz</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omerfatihyilmaz.com/einstein-severse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Neden Aptal?</title>
		<link>http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/</link>
		<comments>http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 17:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OFY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Aptal Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Muhafazakar aptal kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Süslü kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Tayt]]></category>
		<category><![CDATA[tesettür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omerfatihyilmaz.com/?p=2264</guid>
		<description><![CDATA[Sağ tarafta gördüğünüz &#8220;modern aptal&#8221; solda ki ise &#8220;muhafazakâr aptal&#8221;. Neden? Çünkü; bir kadın kendine özgü davranışlar ve faydalı işler yaptığında gerçektir. Kadının, kocası haricinde başkasına kendini güzel göstermesi kesinlikle kabul edilemez mantıken düşünüldüğünde tabi. Kadın her ne kadar etkin olmuş gözüksede seçilen kişidir. Seçen erkektir. İtirazı olan var mı? Kadın erkeğini en güçlü ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" href="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2010/10/kadın.jpg" rel="nofollow"><img class="alignright size-full wp-image-2266" title="kadın" src="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2010/10/kadın.jpg" alt="" width="186" height="513" /></a><a rel="lightbox" href="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2010/10/kadin1.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-full wp-image-2267" title="kadin" src="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2010/10/kadin1.jpg" alt="" width="182" height="511" /></a>Sağ tarafta gördüğünüz &#8220;modern aptal&#8221; solda ki ise &#8220;muhafazakâr aptal&#8221;. Neden? Çünkü; bir kadın kendine özgü davranışlar ve faydalı işler yaptığında gerçektir. Kadının, kocası haricinde başkasına kendini güzel göstermesi kesinlikle kabul edilemez mantıken düşünüldüğünde tabi. Kadın her ne kadar etkin olmuş gözüksede seçilen kişidir. Seçen erkektir. İtirazı olan var mı? Kadın erkeğini en güçlü ve en çekici olanından seçer. Ve kadın seçilen olması hasebiyle seçilmeye en lâyık olan kişi olmak ister. Bu yolda her türlü planı devreye sokar. En değerli eşyalar gösterişler ve saçmalıklar. Sağdaki  bayanın kol çantasından tutun da taytına kadar herşey ne kadar da berbat değil mi? Ya soldaki muhafazakâr kızımız? O kafasındaki şalı da başka arkadaşından görmüş özenmiş almış. Kendine özgü bir şeyi bile yok. Her ikiside sabah evlerinden çıkarken en az yarım saat bakım moduna giriyorlar. Ve her iksinin de erkekleri etkilemek için o saçmalıkları dene<span id="more-2264"></span>dikleri aşikâr. Ya bir kere kadın için önemli olan terbiye edep ve ağırbaşlılıktır. Bunlar bu hareketleri ile ısınmak için ateşe para atıyorlar gibi.<br />
Şu kesin birşey ki dinsiz toplum yoktur. İsrail bile vâdedilmiş topraklar için yıllardır çalışıyor insan öldürüyor teknoloji geliştiriyor. Peki ya biz? Sağ ve soldaki iki insanın da kimliklerinde büyük ihtimal din olarak islam yazıyordur.<br />
Kadınların büyük oranda aptal olmasını izah ettim. Fakat bu demek değildir erkekler zekidir. İşte burada aşk devreye giriyor. Gel görki ben bundan sonra yazamıyorum. Sistem hatası.<br />
<h3>Tevâfuk Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>20 Eylül 2011 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/en-guzel-benim-ama-icim-temiz/" title="En Güzel Benim Ama İçim Temiz!" rel="nofollow">En Güzel Benim Ama İçim Temiz!</a></li>
<li>27 Eylül 2011 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kadin-analizi-konuk-yazar-bulent-akyurek/" title="Kadın Analizi &#8211; Bülent Akyürek &#8211; Konuk Yazar" rel="nofollow">Kadın Analizi &#8211; Bülent Akyürek &#8211; Konuk Yazar</a></li>
<li>05 Şubat 2011 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/sultan-2-abdulhamid-han-ve-filistin/" title="Sultan 2.Abdûlhamid Han Ve Filistin" rel="nofollow">Sultan 2.Abdûlhamid Han Ve Filistin</a></li>
<li>03 Aralık 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kapatilan-wikileaks-orga-bu-iplerden-girin/" title="Kapatılan Wikileaks.org&#8217;a Bu IP&#8217;lerden Girin" rel="nofollow">Kapatılan Wikileaks.org&#8217;a Bu IP&#8217;lerden Girin</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yetmedi mi Behlül?</title>
		<link>http://www.omerfatihyilmaz.com/yetmedi-mi-behlul/</link>
		<comments>http://www.omerfatihyilmaz.com/yetmedi-mi-behlul/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 14:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OFY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Acı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kız]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Tutsaklık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omerfatihyilmaz.com/?p=2185</guid>
		<description><![CDATA[Şu kız çok güze, o erkek çok yakışıklı dur bi şu daha yakışıklı galiba yok yok öteki daha güzel kız&#8230; İnsanoğlunun istekleri hiç bitmez. Aslına bakarsanız bu istekler biter ama insanına göre değişir. bir kız ile erkek görüşürler birbirlerinden hoşlanırlar(bknz.halk dilinde: çıkarlar) ama ne olduysa ayrılık gelip çatar. Bu döngü, evlilikte son bulur. Ama her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu kız çok güze, o erkek çok yakışıklı dur bi şu daha yakışıklı galiba yok yok öteki daha güzel kız&#8230; İnsanoğlunun istekleri hiç bitmez. Aslına bakarsanız bu istekler biter ama insanına göre değişir.<br />
bir kız ile erkek görüşürler birbirlerinden hoşlanırlar(bknz.halk dilinde: çıkarlar) ama ne olduysa ayrılık gelip çatar. Bu döngü, evlilikte son bulur. Ama her defasında birilerinin kalbi kırılır, daha önceden yaptığı şeyleri tekrarlarlar aşık olurlar, emin olurlar birbirlerine sahip olduklarına sonra sıkılırlar. Tekrar tekrar aynı şeyler.<br />
Hayat, tatlı sevimli ve gerekli tuzaklarla doludur. Evliliğin tuzağı da aşktır. Çünkü evlilik gereklidir. Çocuğun tuzağı şehvettir çünkü gereklidir. Çalışmanın tuzağı paradır, para kudrettir ve gereklidir. Eğer bu tuzakları bilinçli bir şekilde geçersek hayatın yükünü bir nebzede olsa üzerimizden atabiliriz. Demem o ki birini eğer gerçekten severseniz onu bırakmayın ha o bırakırsa eyvallah ama sen bırakırsan hep aynı şeyler tekrarlanır durur. Aşk biter yerine iş başlar. Sabredilmezse iş bozulur ve bu serfer insanlar acıyı aşk zannederler.</p>
<p>Velhasılı kelam tarih tekerrürden ibarettir. Nereye kadar bu kız erkek seçme kavgaları seç birini al evine sabret acılara hayatın geçsin kimse üzülmesin. Yetmedi mi behlül?  Bu değil mi hayat. 20 yaşında gençliğimin baharında ve öğrencilik yıllarımın finalini oynuyorum.<br />
<h3>Tevâfuk Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>12 Şubat 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/bir-nefs-i-emmare-oyunu-kismet/" title="Bir Nefs-i emmâre Oyunu &#8211; Kısmet!" rel="nofollow">Bir Nefs-i emmâre Oyunu &#8211; Kısmet!</a></li>
<li>29 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/einstein-severse/" title="Einstein Severse" rel="nofollow">Einstein Severse</a></li>
<li>18 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/" title="Kadınlar Neden Aptal?" rel="nofollow">Kadınlar Neden Aptal?</a></li>
<li>16 Nisan 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/ceylan-yerine-karga-vurdular-bu-daglarda/" title="Ceylan Yerine Karga Vurdular Bu Dağlarda" rel="nofollow">Ceylan Yerine Karga Vurdular Bu Dağlarda</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omerfatihyilmaz.com/yetmedi-mi-behlul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Nefs-i emmâre Oyunu &#8211; Kısmet!</title>
		<link>http://www.omerfatihyilmaz.com/bir-nefs-i-emmare-oyunu-kismet/</link>
		<comments>http://www.omerfatihyilmaz.com/bir-nefs-i-emmare-oyunu-kismet/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 00:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OFY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Efsane geri döndi]]></category>
		<category><![CDATA[İhanet]]></category>
		<category><![CDATA[Kısmet]]></category>
		<category><![CDATA[Mesaj atmak]]></category>
		<category><![CDATA[Nefsi emmare]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[Sie]]></category>
		<category><![CDATA[Vefasız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omerfatihyilmaz.com/?p=2049</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardan beridir erkekler ile kadınlar arasında hep bir bakışma vardır. Bu bakışmada sözler yoktur aksine sadece göz ile konuşma vardı &#8211; acaba ne düşünüyor , şunu yaptı mı bunu yaptımı , o bu hareketi ile ne anlatmak istedi gibi abuk subuk ve aynı zamanda istemsiz sorular hissetmiş veya düşünmüşsünüzdür. Evet bende düşündüm bende bu hareketlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardan beridir erkekler ile kadınlar arasında hep bir bakışma vardır. Bu bakışmada sözler yoktur aksine sadece göz ile konuşma vardı &#8211; acaba ne düşünüyor , şunu yaptı mı bunu yaptımı , o bu hareketi ile ne anlatmak istedi gibi abuk subuk ve aynı zamanda istemsiz sorular hissetmiş veya düşünmüşsünüzdür.<br />
Evet bende düşündüm bende bu hareketlerden birşeyler bekledim, kendi kendime şifreler oluşturdum(?). Halbuki kafamızda oluşturduğumuz onca şeyden karşıdaki insanın haberi bile yok. İş tamamen kendimizde bitiyormuş meğer. &#8211; Sen beni bırakıp gittin vefasız gibi saçma fikirlere sahip iseniz o zaman kendinizi ve k<span id="more-2049"></span>arşıdaki insanı yan yana koyarak iyi bir muhasebe yapmanız gerekiyor olabilir.<br />
Geçen gün bir arkadaşım -Ya sen ne bencil bir adammışsın, aslında anladım ama yine de sana inandım gibi bir cümle ile karşıma çıktı! Şimdi ben ne diyeyim efendim? Aa çok üzüldüm kusura bakma herşey yoluna girecek mi diyeyim.  Yada Recep İvedik2 deki kahve içmek için star bucks&#8217;a gittiğinde &#8220;oldu bitti gitti&#8221; mi diyeyim? Sen önce sabretmesini öğren daha sonra işi akışına bırak. Kendini ye bitir, müzik dinle aklına aşkını getir sonra ah ah de&#8230; Asıl bencil kim oluyor burada söyler misiniz? Sevdiği kişi seni sevmek zorunda mı? Senin onu sevmesini istemen en büyük bencillik değil mi? İşbu halde iken kalkıp birde fırçalamak elbette ki yanlış bir hareket.<br />
Kendi kendine bu şu videoyu paylaştı, profiline şunları yazdı, şu fotoğrafı koydu, beni arıyor evet o bana geri dönecek gibi aptalca kanılara da varmayın. Bunlar düzmece bir takım uydurmalardır! Eğer gerçekleri istiyorsanız nesnel ve tarafsız olmalısınız. Karşıdaki insanın çok zeki olduğunuda sanmayın onun bir aptal olduğunu göreceksiniz, ama sizin zeki insana göre kıyasladım haşa kimseyi küçük düşürdüğümüz yok.<a rel="lightbox" href="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2010/02/DSC_4977ff.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-medium wp-image-2052" title="sarı_cicek" src="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2010/02/DSC_4977ff-650x432.jpg" alt="" width="650" height="432" /></a></p>
<p>Dünyanın sadece bizim etrafımızda dönmediğini ve hiç kimsenin üzerine taşıyamayacağı yük verilmediğini biliyoruz.  Sabrın sonu selamettir. Başa gelen çekilir. Ne yapalım kısmet&#8230;<br />
<h3>Tevâfuk Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>17 Haziran 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/yetmedi-mi-behlul/" title="Yetmedi mi Behlül?" rel="nofollow">Yetmedi mi Behlül?</a></li>
<li>29 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/einstein-severse/" title="Einstein Severse" rel="nofollow">Einstein Severse</a></li>
<li>18 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/" title="Kadınlar Neden Aptal?" rel="nofollow">Kadınlar Neden Aptal?</a></li>
<li>13 Aralık 2009 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/ask-2/" title="Aşk" rel="nofollow">Aşk</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omerfatihyilmaz.com/bir-nefs-i-emmare-oyunu-kismet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk</title>
		<link>http://www.omerfatihyilmaz.com/ask-2/</link>
		<comments>http://www.omerfatihyilmaz.com/ask-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 18:06:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OFY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkın Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[En güzel]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Gök]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omerfatihyilmaz.com/?p=1996</guid>
		<description><![CDATA[Çok tarifi vardır aşkın ve birçok arifi… Çok laf söyleyeni vardır sevdanın ve nice gözyaşı dökeni. Yokluğun tecessüsümü aşk; yoksa varlığın acı yortusu mu sevda… Sevginin nazlı edası mı sevgili; yoksa sevenin tatlı duası mı? Varlık mı sevgiyle birlik olur; yoksa sevgi mi varlıkta dirlik bulur… Hep sevilen kaçarda seven mi kovalar ya da sevilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok tarifi vardır aşkın ve birçok arifi… Çok laf söyleyeni vardır sevdanın ve nice gözyaşı dökeni.<br />
<span> </span>Yokluğun tecessüsümü aşk; yoksa varlığın acı yortusu mu sevda… Sevginin nazlı edası mı sevgili; yoksa sevenin tatlı duası mı?<br />
<span> </span>Varlık mı sevgiyle birlik olur; yoksa sevgi mi varlıkta dirlik bulur… Hep sevilen kaçarda seven mi kovalar ya da sevilen sadece seveni mi oyalar.<br />
<span> </span>Niye susmak bilmez ki içimizdeki acı ihtiraslar ya da neden biz susarken konuşur düşler denizinin acı hisleri neden sevmek denen hayta çocuğun sevilene yapılan dua ve ona veril(en) büyük armağan olduğunun farkına varamıyoruz, neden sadece acıyla, dertle, tasayla, hüzünle, hezeyanla yoğruluyor sevgi günlüğümüzün tümceleri ve neden özlem sadece vuslat ve hasrete bürünüyor sevgi aciz’i bedenimizde…<br />
<span> </span>İşte hayatımızın tüm karmaşasının tüm hengâmesinin cevabı olmayan ve kafa hırpalayan acı ama gerçek soruları.<br />
<span> </span>Böyledir sevmek, böyledir özlemek ve özletmek… İçimizde sancıyan tüm hislerle salarız ya biz sevdamızı sevgilinin yoluna ve sevgi nidaları besler ya yüreğimizin haykırışlarını işte böyle olmalı içimizdeki sevmek duygusu ve saadeti…<br />
<span> </span>Şimdi yüreğimizi kemirircesine bedenimizle savaşmalı aşkın tüm hisleri ve dilsiz bir kaval olup susarak haykırmalı duygu patlaması yaşayan gözlerimiz sevgiliye inat.<span id="more-1996"></span></p>
<h3>Konuk Yazar:</h3>
<p><strong><a rel="lightbox" href="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2009/12/mehmet_gok.jpg" rel="nofollow"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1999" title="mehmet_gok" src="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2009/12/mehmet_gok-150x150.jpg" alt="mehmet_gok" width="150" height="150" /></a><a href="http://www.facebook.com/profile.php?id=1044671158" rel="nofollow">Mehmet GÖK</a></strong><br />
<h3>Tevâfuk Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>12 Şubat 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/yalnizlik/" title="Yalnızlık" rel="nofollow">Yalnızlık</a></li>
<li>26 Aralık 2009 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/huzun/" title="Hüzün" rel="nofollow">Hüzün</a></li>
<li>09 Ağustos 2009 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kuslar-sahin-arslan/" title="Kuşlar &#8211; Şahin Arslan" rel="nofollow">Kuşlar &#8211; Şahin Arslan</a></li>
<li>22 Aralık 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/mart-1917-beylerbeyi-sarayi/" title="Mart 1917 Beylerbeyi Sarayı &#8211; Konuk Yazar" rel="nofollow">Mart 1917 Beylerbeyi Sarayı &#8211; Konuk Yazar</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omerfatihyilmaz.com/ask-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gençlik İşteh</title>
		<link>http://www.omerfatihyilmaz.com/genclik-isteh/</link>
		<comments>http://www.omerfatihyilmaz.com/genclik-isteh/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 13:39:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>OFY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşkımız]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Kalp Seni unutur mu?]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Fotoğrafı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Resmi]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem]]></category>
		<category><![CDATA[Serserilik]]></category>
		<category><![CDATA[Unutma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.omerfatihyilmaz.com/?p=1745</guid>
		<description><![CDATA[Tevâfuk Yazılar 13 Ağustos 2009 &#8212; Temizlik Ekibi 29 Ekim 2010 &#8212; Einstein Severse 18 Ekim 2010 &#8212; Kadınlar Neden Aptal? 17 Haziran 2010 &#8212; Yetmedi mi Behlül?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1747" title="kalp" src="http://www.omerfatihyilmaz.com/wp-content/uploads/2009/08/kalp1-650x432.jpg" alt="kalp" width="650" height="432" /><br />
<h3>Tevâfuk Yazılar</h3>
<ul class="related_post">
<li>13 Ağustos 2009 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/temizlik-ekibi/" title="Temizlik Ekibi" rel="nofollow">Temizlik Ekibi</a></li>
<li>29 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/einstein-severse/" title="Einstein Severse" rel="nofollow">Einstein Severse</a></li>
<li>18 Ekim 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/kadinlar-neden-aptal/" title="Kadınlar Neden Aptal?" rel="nofollow">Kadınlar Neden Aptal?</a></li>
<li>17 Haziran 2010 &#8212; <a href="http://www.omerfatihyilmaz.com/yetmedi-mi-behlul/" title="Yetmedi mi Behlül?" rel="nofollow">Yetmedi mi Behlül?</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.omerfatihyilmaz.com/genclik-isteh/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

