Yıllardan beridir erkekler ile kadınlar arasında hep bir bakışma vardır. Bu bakışmada sözler yoktur aksine sadece göz ile konuşma vardı – acaba ne düşünüyor , şunu yaptı mı bunu yaptımı , o bu hareketi ile ne anlatmak istedi gibi abuk subuk ve aynı zamanda istemsiz sorular hissetmiş veya düşünmüşsünüzdür.
Evet bende düşündüm bende bu hareketlerden birşeyler bekledim, kendi kendime şifreler oluşturdum(?). Halbuki kafamızda oluşturduğumuz onca şeyden karşıdaki insanın haberi bile yok. İş tamamen kendimizde bitiyormuş meğer. – Sen beni bırakıp gittin vefasız gibi saçma fikirlere sahip iseniz o zaman kendinizi ve karşıdaki insanı yan yana koyarak iyi bir muhasebe yapmanız gerekiyor olabilir.
Geçen gün bir arkadaşım -Ya sen ne bencil bir adammışsın, aslında anladım ama yine de sana inandım gibi bir cümle ile karşıma çıktı! Şimdi ben ne diyeyim efendim? Aa çok üzüldüm kusura bakma herşey yoluna girecek mi diyeyim.  Yada Recep İvedik2 deki kahve içmek için star bucks’a gittiğinde “oldu bitti gitti” mi diyeyim? Sen önce sabretmesini öğren daha sonra işi akışına bırak. Kendini ye bitir, müzik dinle aklına aşkını getir sonra ah ah de… Asıl bencil kim oluyor burada söyler misiniz? Sevdiği kişi seni sevmek zorunda mı? Senin onu sevmesini istemen en büyük bencillik değil mi? İşbu halde iken kalkıp birde fırçalamak elbette ki yanlış bir hareket.
Kendi kendine bu şu videoyu paylaştı, profiline şunları yazdı, şu fotoğrafı koydu, beni arıyor evet o bana geri dönecek gibi aptalca kanılara da varmayın. Bunlar düzmece bir takım uydurmalardır! Eğer gerçekleri istiyorsanız nesnel ve tarafsız olmalısınız. Karşıdaki insanın çok zeki olduğunuda sanmayın onun bir aptal olduğunu göreceksiniz, ama sizin zeki insana göre kıyasladım haşa kimseyi küçük düşürdüğümüz yok.

Dünyanın sadece bizim etrafımızda dönmediğini ve hiç kimsenin üzerine taşıyamayacağı yük verilmediğini biliyoruz.  Sabrın sonu selamettir. Başa gelen çekilir. Ne yapalım kısmet…

Çok tarifi vardır aşkın ve birçok arifi… Çok laf söyleyeni vardır sevdanın ve nice gözyaşı dökeni.
Yokluğun tecessüsümü aşk; yoksa varlığın acı yortusu mu sevda… Sevginin nazlı edası mı sevgili; yoksa sevenin tatlı duası mı?
Varlık mı sevgiyle birlik olur; yoksa sevgi mi varlıkta dirlik bulur… Hep sevilen kaçarda seven mi kovalar ya da sevilen sadece seveni mi oyalar.
Niye susmak bilmez ki içimizdeki acı ihtiraslar ya da neden biz susarken konuşur düşler denizinin acı hisleri neden sevmek denen hayta çocuğun sevilene yapılan dua ve ona veril(en) büyük armağan olduğunun farkına varamıyoruz, neden sadece acıyla, dertle, tasayla, hüzünle, hezeyanla yoğruluyor sevgi günlüğümüzün tümceleri ve neden özlem sadece vuslat ve hasrete bürünüyor sevgi aciz’i bedenimizde…
İşte hayatımızın tüm karmaşasının tüm hengâmesinin cevabı olmayan ve kafa hırpalayan acı ama gerçek soruları.
Böyledir sevmek, böyledir özlemek ve özletmek… İçimizde sancıyan tüm hislerle salarız ya biz sevdamızı sevgilinin yoluna ve sevgi nidaları besler ya yüreğimizin haykırışlarını işte böyle olmalı içimizdeki sevmek duygusu ve saadeti…
Şimdi yüreğimizi kemirircesine bedenimizle savaşmalı aşkın tüm hisleri ve dilsiz bir kaval olup susarak haykırmalı duygu patlaması yaşayan gözlerimiz sevgiliye inat. Devamını Oku ->

kalp

sahin-arslan
Ağacın üstüne dizilmiş, pencereni gören en güzel yeri kapmak için itişen, pürdikkat senin o eşsiz güzelliğini izleyen kuşları gördün mü? Korkma! zararsızdır onlar. Nasılda değişiyor seni görünce kerataların ötüşmeleri. Tarifi mümkün olmayan bir hayranlıkla uyuyuşunu gözlüyorlar. Bunları nerden mi biliyorum? Çünkü gelip anlatıyorlar seni bir bir bana. Bulutların  üzerinde süzülürcesine uzanışlarını, simsiyah tel tel uzanan kirpiklerini kıpırdatışını, adeta bal değirmeninden çıkmış dudaklarını arayışını bir bir anlatıyorlar bana. Yaratanın bize verdiği özelliklerin onda birine bile sahip olmayan o varlıkların yerinde nasılda olmak istiyorum. Neden mi? Çünkü onlar sana benden daha yakın, istedikleri zaman seni görebiliyor, senin ayparçası yüzüne bakabiliyor. İyiki varsın. İyiki varsın nefes almamı ve varlığımı devam etmeme sebep olan varlık. İyiki varsın… Devamını Oku ->

 

Hani çetin bir kış ortasında hava birdenbire açar ve güneş pırıldar ya gökyüzünde. Birden içi ısınır insanın. Yaşama sevinci artar. Sanki çocuklaşır ruhlar. Bu doğal Devamını Oku ->

Sayfalar :1