Şu kız çok güze, o erkek çok yakışıklı dur bi şu daha yakışıklı galiba yok yok öteki daha güzel kız… İnsanoğlunun istekleri hiç bitmez. Aslına bakarsanız bu istekler biter ama insanına göre değişir.
bir kız ile erkek görüşürler birbirlerinden hoşlanırlar(bknz.halk dilinde: çıkarlar) ama ne olduysa ayrılık gelip çatar. Bu döngü, evlilikte son bulur. Ama her defasında birilerinin kalbi kırılır, daha önceden yaptığı şeyleri tekrarlarlar aşık olurlar, emin olurlar birbirlerine sahip olduklarına sonra sıkılırlar. Tekrar tekrar aynı şeyler.
Hayat, tatlı sevimli ve gerekli tuzaklarla doludur. Evliliğin tuzağı da aşktır. Çünkü evlilik gereklidir. Çocuğun tuzağı şehvettir çünkü gereklidir. Çalışmanın tuzağı paradır, para kudrettir ve gereklidir. Eğer bu tuzakları bilinçli bir şekilde geçersek hayatın yükünü bir nebzede olsa üzerimizden atabiliriz. Demem o ki birini eğer gerçekten severseniz onu bırakmayın ha o bırakırsa eyvallah ama sen bırakırsan hep aynı şeyler tekrarlanır durur. Aşk biter yerine iş başlar. Sabredilmezse iş bozulur ve bu serfer insanlar acıyı aşk zannederler.
Velhasılı kelam tarih tekerrürden ibarettir. Nereye kadar bu kız erkek seçme kavgaları seç birini al evine sabret acılara hayatın geçsin kimse üzülmesin. Yetmedi mi behlül? Bu değil mi hayat. 20 yaşında gençliğimin baharında ve öğrencilik yıllarımın finalini oynuyorum.
Yıllardan beridir erkekler ile kadınlar arasında hep bir bakışma vardır. Bu bakışmada sözler yoktur aksine sadece göz ile konuşma vardı – acaba ne düşünüyor , şunu yaptı mı bunu yaptımı , o bu hareketi ile ne anlatmak istedi gibi abuk subuk ve aynı zamanda istemsiz sorular hissetmiş veya düşünmüşsünüzdür.
Evet bende düşündüm bende bu hareketlerden birşeyler bekledim, kendi kendime şifreler oluşturdum(?). Halbuki kafamızda oluşturduğumuz onca şeyden karşıdaki insanın haberi bile yok. İş tamamen kendimizde bitiyormuş meğer. – Sen beni bırakıp gittin vefasız gibi saçma fikirlere sahip iseniz o zaman kendinizi ve k Devamını Oku ->
Çok tarifi vardır aşkın ve birçok arifi… Çok laf söyleyeni vardır sevdanın ve nice gözyaşı dökeni.
Yokluğun tecessüsümü aşk; yoksa varlığın acı yortusu mu sevda… Sevginin nazlı edası mı sevgili; yoksa sevenin tatlı duası mı?
Varlık mı sevgiyle birlik olur; yoksa sevgi mi varlıkta dirlik bulur… Hep sevilen kaçarda seven mi kovalar ya da sevilen sadece seveni mi oyalar.
Niye susmak bilmez ki içimizdeki acı ihtiraslar ya da neden biz susarken konuşur düşler denizinin acı hisleri neden sevmek denen hayta çocuğun sevilene yapılan dua ve ona veril(en) büyük armağan olduğunun farkına varamıyoruz, neden sadece acıyla, dertle, tasayla, hüzünle, hezeyanla yoğruluyor sevgi günlüğümüzün tümceleri ve neden özlem sadece vuslat ve hasrete bürünüyor sevgi aciz’i bedenimizde…
İşte hayatımızın tüm karmaşasının tüm hengâmesinin cevabı olmayan ve kafa hırpalayan acı ama gerçek soruları.
Böyledir sevmek, böyledir özlemek ve özletmek… İçimizde sancıyan tüm hislerle salarız ya biz sevdamızı sevgilinin yoluna ve sevgi nidaları besler ya yüreğimizin haykırışlarını işte böyle olmalı içimizdeki sevmek duygusu ve saadeti…
Şimdi yüreğimizi kemirircesine bedenimizle savaşmalı aşkın tüm hisleri ve dilsiz bir kaval olup susarak haykırmalı duygu patlaması yaşayan gözlerimiz sevgiliye inat. Devamını Oku ->

Ağacın üstüne dizilmiş, pencereni gören en güzel yeri kapmak için itişen, pürdikkat senin o eşsiz güzelliğini izleyen kuşları gördün mü? Korkma! zararsızdır onlar. Nasılda değişiyor seni görünce kerataların ötüşmeleri. Tarifi mümkün olmayan bir hayranlıkla uyuyuşunu gözlüyorlar. Bunları nerden mi biliyorum? Çünkü gelip anlatıyorlar seni bir bir bana. Bulutların üzerinde süzülürcesine uzanışlarını, simsiyah tel tel uzanan kirpiklerini kıpırdatışını, adeta bal değirmeninden çıkmış dudaklarını arayışını bir bir anlatıyorlar bana. Yaratanın bize verdiği özelliklerin onda birine bile sahip olmayan o varlıkların yerinde nasılda olmak istiyorum. Neden mi? Çünkü onlar sana benden daha yakın, istedikleri zaman seni görebiliyor, senin ayparçası yüzüne bakabiliyor. İyiki varsın. İyiki varsın nefes almamı ve varlığımı devam etmeme sebep olan varlık. İyiki varsın… Devamını Oku ->

Hani çetin bir kış ortasında hava birdenbire açar ve güneş pırıldar ya gökyüzünde. Birden içi ısınır insanın. Yaşama sevinci artar. Sanki çocuklaşır ruhlar. Bu doğal Devamını Oku ->