Afşin Kum, Ah Muhsin Ünlü, Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Erkan Şimşek, Fatih Altınöz, Fırat Budacı, Gökdemir İhsan, Gökhan Özcan, Hakan Albayrak, Kaan Çaydamlı, Murat Menteş, Murat Uyurkulak, Murat Zelan, Onur Ünlü, Samed Karagöz, Selçuk Orhan, Selman Bayer, Şenol Erdoğan, Taha Ayar, Tayfun Salcı…
Yazarlar, şairler, yönetmenler… Kimisi üç-beş kitap yazmış… Devamını Oku - rel="nofollow">
Yalnızlık çilesidir insanın ve düşünmektir inadına. Var olmaktır yalnızlık hiç yokluktan türeyerek…
Düşünmektir yalnızlık. Dik durmak ve başka aşklara yeni keşiflere ve ayrı limanlara yolculuktur. Uçumurumun kenarından atlayıp bir dalda asılı kalmaktır. Ve kimse yokken değil en mahrem kalabalıklarda boğulmaktır yalnızlık. Kendi korkularını kederlerini önyargılarını tüm dert ve kederleri içine atmaktır. Acıyla yoğrulmak ve yoklukların güncesini tutmaktır onun adı. Sevinmek üzülmek sabretmek öfkelenmektir yalnızlık, tüm tezat hislere inat…
Kitap gibidir yalnızlık. Okuyucusuna canhıraşça yaklaşıp hiç konuşmadan onu bölmeden acısıyla tatlısıyla kabullenir onu. Kendin susarak içten konuşarak haykırmaktır yalnızlık. Tüm yarım kalmışlık yaftasını arkamıza attığımızda ve zamanın tadını çıkarmak için dertlere pehlivanca kafa tutarak onlarsız kalmaya alıştıgımızda dertsiz kedersiz üzüntüsüz yaşamayı farkettiğimizde anlarız yalnızlığın aslında bir başına yalnız kalmak olmadığını Devamını Oku ->
Her şey paylaşılabilir onun dışında. Çünkü herkesin hüznü kendinedir. O anlatılmaz, tarif edilemez hatta yaşanamaz, sadece hissedilir. Bir kaçıştır hayat habire gerilim, heyecan, hezeyan; habire kaçıştırmacayla doludur. Yolculuk yaparız uzak yerlere. Seyahat ederiz yar diyarına. Ama farkında olmayız bazen neyden ve neden kaçtığımızın. Bazen bir bavulla kaçarız eşyalarla doludur; bazen bir resimle kaçarız yol sevginin yoludur; ama aslında sadece kendimizden kaçarız ve kendimizden kaçtığımızın farkına bile varamayız…
Amaca giden yolda araçtır hüzün; lakin sevgiye giden yoldaysa kaçınılmazdır gerçekler. Bu yolun sonu yoktur bir yere varılmaz bu yolda. Ama yol değiştirir ve yoğurur bizi başka yolculuklara vesile kılarak.
Hüzün; bir tesadüfler yumağıdır aslında arabada, evde, işte, yolda, alışverişte, televizyon izlerken maç seyrederken, kitap okurken, radyo dinlerken, şarkı söylerken rastlar bize denizin mavi çocuğu hüzün. Bazen, kimi zaman, bir gün, her gün, çoğu zaman ve daha adını sayamadığım nice zamirlerle çıkar karşımıza ama çoğu zaman ağlarken rastlar ve ağlarken mi hüzünleniriz yoksa hüzünlenirken mi ağlarız anlam veremeyiz bir türlü bu ikirciğe. Ama gülerken de rastlar bize hüzün ve adı acıya gülmektir. Tuttu mu yakamızdan seyr-i cefasını çektirmeden bırakmaz ve tüm köhne his vaveylasından sonra da şehr-i hüzün çöker bağrımızın kuytusuna ki usulca dokunur ama çok yakar canımızı acıya inat… Devamını Oku ->
Çok tarifi vardır aşkın ve birçok arifi… Çok laf söyleyeni vardır sevdanın ve nice gözyaşı dökeni.
Yokluğun tecessüsümü aşk; yoksa varlığın acı yortusu mu sevda… Sevginin nazlı edası mı sevgili; yoksa sevenin tatlı duası mı?
Varlık mı sevgiyle birlik olur; yoksa sevgi mi varlıkta dirlik bulur… Hep sevilen kaçarda seven mi kovalar ya da sevilen sadece seveni mi oyalar.
Niye susmak bilmez ki içimizdeki acı ihtiraslar ya da neden biz susarken konuşur düşler denizinin acı hisleri neden sevmek denen hayta çocuğun sevilene yapılan dua ve ona veril(en) büyük armağan olduğunun farkına varamıyoruz, neden sadece acıyla, dertle, tasayla, hüzünle, hezeyanla yoğruluyor sevgi günlüğümüzün tümceleri ve neden özlem sadece vuslat ve hasrete bürünüyor sevgi aciz’i bedenimizde…
İşte hayatımızın tüm karmaşasının tüm hengâmesinin cevabı olmayan ve kafa hırpalayan acı ama gerçek soruları.
Böyledir sevmek, böyledir özlemek ve özletmek… İçimizde sancıyan tüm hislerle salarız ya biz sevdamızı sevgilinin yoluna ve sevgi nidaları besler ya yüreğimizin haykırışlarını işte böyle olmalı içimizdeki sevmek duygusu ve saadeti…
Şimdi yüreğimizi kemirircesine bedenimizle savaşmalı aşkın tüm hisleri ve dilsiz bir kaval olup susarak haykırmalı duygu patlaması yaşayan gözlerimiz sevgiliye inat. Devamını Oku ->
Gürkan Uygun, Kurtlar Vadisi Pusu’da Memati’yi canlandıran kişi. Kendisiyle kozyatağ’ında “London cafe” de bir röportaj yaptık. Aslında olay içinde ben yoktum, bir arkadaşım -”röportaj yapacağız fotoğraf makinası laızm” deyince bende hemen -”benim var” dedim ve işe koyulduk. Normalde 11:30′da orada olmamız gerekirken 12:00 de memati bizi bekler olmuştu. Bize bu işin prosedürü bu şekilde mi? diye sormayı da ihmal etmedi … Neyse klasik sorulardan başlayarak röportajımıza başlamış olduk. Sorular bittikten sonra bende birkaç soru sormaktan çekinmedim. Bi sorum şöyle idi: – “Şimdi Polat Alemdar’ın vicdanı ve kalbinin iyi olduğunu biliyoruz, affediciliği ile ünlü olan bu adam neden iskenderin adamlarını ki bunların çoğu genc ve kandırılmış kişiler , bunları neden gözünü kırpmadan öldürüp ezip geçiyor da hiç affetmiyor? Yani yazık değil mi diye sordum, kendisi de “çok güzel bir konuya değindin fakat bu dizimizin senaryosu belirli değil ve her hafta sürekli yenileniyor o yüzden böyle konuları düşünemiyoruz bile ama bize bunu geri bildirim yaparsanız arkadaşlar bunu değerlendirmeye kesinlikle alırlar. İzleyici görüşü son derece önemli bu dizilerde” dedi. Cevabı beni tatmin etti. Röportaj ile ilgili dergimiz yayımlanacak onuda buradan duyuracağım. Devamını Oku ->
İstanbul denildiğinde aklımıza güzel şeyler gelir. Örneğin; tarihi dokusu, kültürü ve doğal güzellikleriyle bulunmaz bir şehirdir. İstanbul’umuzun bu güzellikleri yanısıra, bazı sorunlarıda vardır. Bunların başında ulaşım ilklerde yerini korumaktadır.
Ulaşım İstanbul’da çoğunlukla karayoluyla sağlanmaktadır. Karayolu ulaşımında kazaların çok olması sürücü hataları, asfalt bozuklukları gibi örnekleri çoğaltabileceğimiz nedenlerden oluşmaktadır ve kazalar insanlara büyük sıkıntılar vermektedir. Metrobüs‘ün gelmesiyle İstanbul trafiği çok rahatlamış, metrobüsü kullananlar için mesafeler arası çok kısa sürede aşılmış olması İstanbul ulaşımı için çok güzel olmuştur.
Ancak yabancı ülkeden alınan Phileas marka metrobüslerin fiyat açısından pahalı olması yanı sıra kullanışsızlığı da göze çarpmaktadır. Tanesi 1.2 milyon euro dan, 50 adet otobüs 60 milyon euro Devamını Oku ->