بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

       Sevgi Zekası Muhammed Bozdağ’ın kaleminden çıkmıştır. İsminden de anlaşılacağı gibi sevginin nasıl kullanılması gerektiğini maddeler halinde ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Kitabın niçin yazıldığını, Bozdağ şu şekilde cevaplıyor: “Düşün ve Başar, Ruhsal Zeka ve Sonsuzluk Yolculuğu derken, tüm gelişim yolculuğunun odağında etkili olan birincil soruna odaklandım. İlerlerken algılanan hisle, gerilerken algılanan hissi karşılaştırdım. Okuyuculara, gözlemlerine göre insanlığın en önemli sorununun ne olduğunu sordum. Benim gördüğüm ve binlerce okuyucu mektubundan yansıyan şuydu: Sevgi açlığı çekiyoruz. İnsanlar yokluk içerisindeyken ünden maldan makamdan mutluluk edineceklerini düşünüyorlar, ama umduklarına ulaştıklarında ummadıklarıyla yüzleşiyorlar: Gerilim, üzüntü, depresyon.
          Modern ve zengin Batı toplumları derin bir gerilim içerisinde. Dünya mutluluk sıralamasında ABD 178 ülke arasında 150 nci sırada. Biz de 98’deyiz. Demek ki modern makineler çağı iyice içimize girmiş ve bizi genetiğimizin gerektirdiği mutluluk vesilelerimizden koparmış.
           Bu gözlem üzerine sevgiye odaklandım. İki yıldır gözlem ve araştırmalarımla derinleştirdiğim araştırmalarımı nihayet duygusal zeka kapsamı çerçevesinde bir sevgi zekası modeliyle üretmeye karar verdim. Devamını Oku ->

Luke Rhinehart’ın sıkıcı kitabından sonra bu kitap ilaç gibi geldi. Dediğim gibi arada bir sıkıcı kitap okumazsak güzel kitaplarında bir değeri olmaz. Savaşçı kitabıda bu güzel kitapardan bir tanesi.

Savaşçı, Doğan Cüceloğlu‘nun kalemi ile yazılmış müthiş bir eser. Kitabın içeriğine bir bakarsak; şöyle ki, kitapta kişisel gelişim ön planda tutulmuş ve bunun karşılıklı sohbet biçiminde anlatılışı dikkat çekiyor. Arif Okurer diye bir öğretmenin bir arayış içinde oluşu, hayatı yorumlamaya çalışı, en önemlisi kendini bulma çabası açıkça belirtiliyor. Arif öğretmen arayış için Doğan beyden kendisi için [| Sponsor Bağlantı:Aysed |] zaman ayırmasını istiyor. Doğan bey karşısındaki insanın durumunu hemen farkediyor ve en kısa zamanda bir çay bahçesinde veya bir dinlenme mekanında sohbete başlıyorlar. Bu konuşmaları düzenli olarak ve sürekli yer değiştirerek devam ediyor.

Doğan Cüceloğlu, felsefeyi iyi bilen bir insan. Arif öğretmenin hayatı anlamaya çalışmasının temelinde felsefe olduğundan, Doğan bey hedefi onikiden vurmayı başarıyor. Arif öğretmenin  bir “Savaşçı” olmak için neler yapması gerektiğini, Doğan bey açık ve anlaşılabilir örneklerle açıklıyor. Örnek kişilikler arasına Doğan Cüceloğlu’nunda alınması gerektiğini düşünüyorum. Devamını Oku ->

Kitabın, kapak kısmına ve arkasındaki yorumlara aldanıp da alanlar arasındayım. Gerçek şu ki sanıldığı gibi bir kitap değil. Gülerek okuyacaksınız diyordu; kitabın hiç bir yerinde gülmedim. İçler acısı bir kitap. Birazda yapmacık geldi bana. Çok çelişkili bir kitap. Kitap yazarı Luke bir psikolog. Kendisine gelen insanlara bir çözüm yolu bulmak için çok tehlikeli bir yöntem deniyor. O da zar yöntemi. Tamamen zarların esiri olmuş bir adam.

Tabi ki bu çok yanlış bir yöntem. Çünkü isanda bir irade vardır. Ve insanlar bu iradeyi istedikleri şekilde yönlendirebilirler. Ama Luke Rhinehart kendi iradesini kullanmak yerine koltuğu zarlara bırakıyor. O zaman yaşamasının ne anlamı olabilir ki?

Kitaba birde olumlu yönden bakalım. Arada bir böyle sıkıcı kitap okuyalım ki güzel kitapların değeri ortaya çıksın. :) [|sponsor bağlantı:RSSkitap.com |]Bir başka yönü ise bazı insanların kararsızlık hastalığı vardır. Bu kitap onlara çare olabilir.

Bu arada kitabın kapak kısmına +18 yazılsaydı daha iyi olurdu. Amerikan kültürünün aşırı pornografik bir kitabı. Okumak isteyenlere ısrarla tavsiye etmiyorum… Devamını Oku ->

“Yüreğim  Seni Çok Sevdi” adlı romanımdan sonra ikinci bitirdiğim kitap Empati. Kitap her ne kadar 650 sayfa olsada içerik ve bağlılık sayesinde çok olan sayfaların üzerini örtüyor. Kitap şimdiden beş dile çevrilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Award ödülünü almış bulunmakta.
        Kitabıntan biraz bahsetmek gerekirse açıkcası çok güzel bir kitap nereden başlayacağımı biliemiyorum. Çünkü şu an kitap ile ilgili çok fazla bir şey yok aklımda. Nedeni ise kitabın insanı anlatış şekli. Yani aslında bize verilmesi gereken o kadar bilgi var ki onları tek tek yansıtmış. Tıpkı yaşlı bir adamın hayata yeni başlamış bir çocuğa nasihat vemesi gibi. O an çocuk bütün öğütleri dinler kendine pay çıkarır ‘vaybee’ deyip hayatına devam etmesi gibi.
        Kitapta ağırlıklı olarak; insanın magetik gücü, felsefe, ve insana ait duygular geçmekte. İnsanın magnetik gücü şu demek: Hiç tanımadığınız bir ortama girdiğinizde ortamdaki kişilerin duyguları altında kalırsınız. Çok utanırsınız, utanmanın altında yatan etken sizin karşınızdaki insanın duygularının etksinde kalmanız. Zaten kitapta bu duygulara karşılık veren ve karşıdaki insanı etkileyen insanları araştıran gizli bir cemiyeti anlatıyor.
       Kitabın bizlere kazandırğı o kadar çok şey var ki; bunların başında ‘özgüven’ geliyor. Kişiyi uyandıran bir kitap. Bu benim ikinci kitabım olması sebebiyle şu anlık bu kadar anlatabiliyorum. Sırada ki kitabım “Zar Adam”

Bu kitabı, okula giderken yolda bir kitap satıcısında gördüm. O an şunu “alayımda bi okuyayım” dedim. Epeydir kitap okumuyorum. Sınavlarım da bitmişken ; bu rastlantı iyi oldu diyorum kendi kendime. Kitabın konusunda ise isminden de belli olduğu gibi biraz romantizm ve pişmanlıklar var. 

   Kitabın yazarı Canan Tan . Kendisini pek fazla tanımam. Ama kitap konusunda kendisini göstermiş.

   Kitabın içeriği ise şöyle; İstanbul Teknik Üniversite’sine yeni başlayan bir genç kız öğrenci ve imkânsız bir aşkın kollarında savrulan bir erkek. Şimdi şöyle; bu kız İtü’de işletme’yi okuyor, daha sonra Murat diye bir çocuk ile tanışıyor. Fakat Murat Bursa’da Alkanlı Holding’in tek varisi. Ve ailesinin gözünün nuru. Mâlum bunlar birbirlerini seviyorlar ama bizim kızımızın yani Aslı’nın bir sorunu var . Murat’ın ailesi kızı beyenmiyor. Nedeni ise bir takım ön yargılar. Ama Murat ise bütün bunlara aldırış etmeden Aslı’yı öyle bir seviyor ki. Daha sonra Aslı olmaz bu iş deyip Murat’ın kendisinden alâkasını kesmesini söylüyor. Murat ne yapsın  Dayanamayıp Kendisini içkiye ve alkol mamûllerine veriyor. Aslı bu arada Amerikay’a mastır için başvuruyor. Hemen çağırıyorlar gel başla diye. O da böyle bir çıkış yolu arıyordu zaten ve Devamını Oku ->

Sayfalar :123