2007 yılında Armutlu tatil köyüne gittiğimde fotoğrafta görülen plajın genişliği yaklaşık 16 metre civarında idi. Ama şimdilik bu mesafe 8 metreye kadar inmiş. Sorumsuzluk mu doğal bir olay mı bilinmez ama böyle bir olayın tatil merkezinde yaşanması pek içaçıcı değil. Tatil dedinizmi akla ilk deniz gelir. Sahil kumsal. Bunlar olmazsa ha havuza gittin ha başına su dökmüşler farketmez. Demem o ki bu sene ki Armutlu tatil köyünü sevmedim. Kumsal daha temiz olmalı, midyeler ve yosunlar Devamını Oku ->
Yıllardan beridir erkekler ile kadınlar arasında hep bir bakışma vardır. Bu bakışmada sözler yoktur aksine sadece göz ile konuşma vardı – acaba ne düşünüyor , şunu yaptı mı bunu yaptımı , o bu hareketi ile ne anlatmak istedi gibi abuk subuk ve aynı zamanda istemsiz sorular hissetmiş veya düşünmüşsünüzdür.
Evet bende düşündüm bende bu hareketlerden birşeyler bekledim, kendi kendime şifreler oluşturdum(?). Halbuki kafamızda oluşturduğumuz onca şeyden karşıdaki insanın haberi bile yok. İş tamamen kendimizde bitiyormuş meğer. – Sen beni bırakıp gittin vefasız gibi saçma fikirlere sahip iseniz o zaman kendinizi ve k Devamını Oku ->
Şu dünya penceresinden herkes gibi bizler de bakıp geçiyoruz. Zaman ne kadar çabuk geçiyor. Sür’ati gittikçe artıyor. Yaşımız ilerledikçe zamanımız daralıyor. İşimiz ve paramız çoğaldıkça, zamanımız azalıyor. Önümüzde kalan günler eksildikçe, bunların kıymetini daha çok anlıyoruz fakat ne yazık ki, artık gideni getirmeye gücümüz yetmiyor. Eskiden hep nazla geçen mevsimlerimiz, artık birer kasırga hızıyla savruluyor. Ve seneler aylar gibi, haftalar günler gibi, saatler ise birer dakika gibi geçiyor. Zaman sanki bizi itip kovalarken, kedersiz en küçük bir lezzeti bile tatmaya imkân bırakmıyor.
Dünya Sağlık Teşkilâtı’nın haberlerine göre, hergün ortalama 300.000 kişi ölmekteymiş. M.Akif Ersoy’un tabiriyle, “imiş” ile söylüyorum çünkü “anlamak uzun iş.” Evet her yaşta ölenlerin toplamı bu… Bu rakamlar içinde nice ölmeyeceğini sananlar veya ölümü bekleyenler, beklemeyenler veya başkasına “vah… vah”, kendisine ise “Allah gecinden versin” diyenler de mevcud. Ama hepsi yolcu. Kısacası hergün bir koca şehrin nüfusu kadar insan ölüyor… Devamını Oku ->
Ali Tezel’i tanıyanınız var mı? Hani şu televizyonlarda Türkiye’de ilginç yasaları açığa çıkaran meşhur şahsiyet. Başarılı bir adam. Sürekli çalışan okuyan ve bilen bir adam. Hatta kendisine bir site bile açmış. Sitesinde Bir birinden güzel SGK , Bağkur, Key vs vs. ile ilgili yazıları ve haberleri var. Site günlük ortalama 1000 kişi tarafından ziyaret ediliyor. Tabi bunların en başında ben geliyorum :). Niye ; çünkü Seçkin Alptekin ile wordpress üzerine tasarladığımız Emekliler.org ‘u kurduk ve siteye sürekli haber ekliyoruz. Bu arada Seçkin Alptekin de benim hocam sayılır. Kendisi sosyal güvenlik uzmanlığına aday bir bilgindir.
Birde Resul Kurt var , onunda Ali Tezel gibi bir sitesi var. Şu an Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda, Başkanlık Sigorta Müfettişi olarak görev yapmakta. Kendisi “Sosyal Sigortalarda Denetim ve Özel Bir Denetim Yöntemi Olarak Asgari İşçilik Uygulaması” konulu tezle 1999 yılında tamamlayarak Sosyal Sigortacılık Bilim Uzmanı oldu. Sitesinde ki yazılarını ve yorumlarını Emekliler.org’ta eksik etmiyorum :) ki zaten öyle yapmam gerekiyor. Hepsine başarılar. Devamını Oku ->
Bir bayram ve bir bayram. Aslında pek de değişik gelmedi bana. Hep aynı hereketler hep aynı sıcaklıklar. Zaten aslolan da bu değil mi? hayata şöyle bir baktığımızda herşeyin tekrarlandığını görüyoruz. Öyle ya insanlar aynı. Gün geçtikçe insanlar değişiyor ama iyi yönde ama kötü yönde olsun. Hergün farklı bir vucûtla dışarı çıkıyoruz. Fakat yaptığımız bir çok hata var ve bu hataları hep farklı vucutlarla yapıyoruz. Demek istediğim şu ; biz insanlar olarak hergün farklı bir insan olarak uyanıyoruz ama yaptığımız şeyler hep aynı. Şimdi burada inanç ile ilgili bir şey söylesem boş. Çünkü herkes kendi inancını seviyor…
Elbette herkes kendi inancının en iyi olduğunu düşünecektir. Yoksa niye inandığı şeye inanmakta ısrar etsin. Başka bir inancın kendininken daha üstün olduğunu düşünürse kendisiyle çelişmez mi?
“İnanıyorsanız şüphesiz üstünsünüz.” ayrı bir şeydir, başkasının inancını hakir görmek, küçümsemek, dışlamak ayrı. Mesele başkasının inancının bizi rahatsız etmesi ve onun inancına yaşam hakkı tanımamak meselesi. Elbette hiçbir inançlı insan başkasının cehennemle terbiye edilmesini istemez lakin, kimseyi de zorla bir şeye inandıramazsınız. Nasip meselesidir bu… ‘kendini paralama’ der kutsal metin… Kısmet işidir bu… Üzülürsün ama aşağılamazsın… İşte bu nedenle çok önemli bir fırsattır bayramlar. İlahi bir soluk, eşsiz bir merhamet adacığıdır inanan insanın hayatında. “Geldim” der bu yüzden yaratıcısına. ‘Nimetlerine şükür ile geldim…” Dualar ve ilahi merhametin tavan yaptığı mutlu bir bayram… Hepimize…
ugün ne yazayım diye düşündüm durdum . Halbuki yazacak o kadar çok şeyim var ki. Fakat bunları bir türlü yazıya geçiremiyorum. Neden diye sorarsanız ; ben bunu fazla kitap okumamaya bağlıyorum. Bu güne kadar beşyuz tane kitaba başlamışım gelgörki bunların sadece 50 tanesi tam olarak bitirmiş olmam beni de tatmin etmiyor bir noktada. Kitap sayısı az olsada ben buyum diyorum kendi kendime. Belki de nefsim bana dedirtiyor. Evet evet bence nefsim diyor. Hiç unutmuyorum bir gün lise yıllarımda yurtta okurkene biri bana bi kitap tasfiye etti ismi de “Taaşuk-ı Talat ve Fitnat” ilk romantik romanmıymış felan tam da bilmiyorum, neyse kitabı yurdun en üst katında ki odadan aldım getirdim ve okumaya başladım. Ya bu ne biçim kitap beni gece uyutmadı. Olaylar öylesine akıcı öylesine sürükleyici ki bazen lavaboya{wc} bile gidemiyordum sırf kitabı okumak için. İşte benim hayatımda okuduğum en güzel kitap . “taaşuki Talat ve Fitnat” . Tavsiye ederim… ha bu arada kitap mevzusuna girmişken internette kitap bloğu var Rıza Selçuk Saydam tarafında yürütülüyor. Edindiğim bilgiye göre bu kişi hem kitapları okuyormuş hemde okuduğu kitapları bloguna özet olarak atıyormuş ve de tanıtıyormuş ne diyelim teşekkür etmekten başka. (: www.rsskitap.com buda adresi … Yaw ben ne diyecektim hangi konulara geldim böyle. Heh içimde birsürü şey var diyordum ama bunları bir türlü karşımdaki insana söyleyememek {anlatamamak}tan bahsediyordum . Şimdi diyeceksiniz senin dersin ne . vala bilmiyorum bende ya hayatı anlamaya başlıyorum yada … off vala bu hayat çok karışık ve sarmaş dolaş . yarınımızdan emin değiliz daha. Ve ben bu cumleleri yazarken o kadar çok şey geçiyor ki kafamdan ne yazacağımı bilmiyorum. Beynimden geçen cümleler bir otoban gibi sanki gelip geçiyorlar. Onlar ı tam anlayıp anlatmaya çalışıyorum ama beni hemen atlatıyorlar. Ve her geçişlerinde bana neden kitap okumadın eğer Aysel hocayı dinleyip biraz kitap okusaydın bunlar olmazdı bizde seni böyle geçmezdik diyorlar. Ben de acı ile başımı eyiyorum. (:
Neyse son kısımda sizinle kısa bir konuşmamı paylaşmak istiyorum. Geçen bi arkaşımla üsküdara gittim. Kızkulesine bakan yerde fotoğraf çektik. Orada yaşlı bir adam selpak felan satıyordu. Ondan bi fotoğraf istedim fakat poz vermeye tenezzül bile etmedi . hmm dedim . ve o anlık bir gönlümle ona bi soru sordum. Dedim ki “Dede hayatta bir şeyin olacağına çok inanırsam o gerçekleşir mi?” biraz düşündü ve “Evet” dedi. Peki dedim bu her şey için geçerli mi? Ona da “evet” dedi. İçimden akciğerlerimin hücrelerinin taaa atomlarına kadar bir nefes çektim ve Elhamdûlillâh dedim. { 01:50 }
{ 528120461}