Lafı uzatmandan Fotoğraf-6′da ki yenileri söylüyorum:
1-Omerfatihyilmaz.com adlı imzayı koymamaya karar verdim. Çünkü imza gereksiz bence.
2-Fotoğrafların bazılarında ‘sepia’ efekt kullanıldı.
3-Kenarları karartılmış fotoğraflar eklendi.
4-Hdr Fotoğraf yapmak isterdim fakat fotoğraf makinemin özellikleri yetersiz :(
5-Sınavlarım nedeniyle eski fotoğraflarımdan seçme yaptım. Fotoğraf-7′de süpriz yapacağım.
6-Beyenmeniz dileğiyle.
Galeriye girmek için TIKLAYINIZ | Hepsini İNDİRin
“Yüreğim Seni Çok Sevdi” adlı romanımdan sonra ikinci bitirdiğim kitap Empati. Kitap her ne kadar 650 sayfa olsada içerik ve bağlılık sayesinde çok olan sayfaların üzerini örtüyor. Kitap şimdiden beş dile çevrilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Award ödülünü almış bulunmakta.
Kitabıntan biraz bahsetmek gerekirse açıkcası çok güzel bir kitap nereden başlayacağımı biliemiyorum. Çünkü şu an kitap ile ilgili çok fazla bir şey yok aklımda. Nedeni ise kitabın insanı anlatış şekli. Yani aslında bize verilmesi gereken o kadar bilgi var ki onları tek tek yansıtmış. Tıpkı yaşlı bir adamın hayata yeni başlamış bir çocuğa nasihat vemesi gibi. O an çocuk bütün öğütleri dinler kendine pay çıkarır ‘vaybee’ deyip hayatına devam etmesi gibi.
Kitapta ağırlıklı olarak; insanın magetik gücü, felsefe, ve insana ait duygular geçmekte. İnsanın magnetik gücü şu demek: Hiç tanımadığınız bir ortama girdiğinizde ortamdaki kişilerin duyguları altında kalırsınız. Çok utanırsınız, utanmanın altında yatan etken sizin karşınızdaki insanın duygularının etksinde kalmanız. Zaten kitapta bu duygulara karşılık veren ve karşıdaki insanı etkileyen insanları araştıran gizli bir cemiyeti anlatıyor.
Kitabın bizlere kazandırğı o kadar çok şey var ki; bunların başında ‘özgüven’ geliyor. Kişiyi uyandıran bir kitap. Bu benim ikinci kitabım olması sebebiyle şu anlık bu kadar anlatabiliyorum. Sırada ki kitabım “Zar Adam”
“Türkiye’de öyle kritik dönemler öyle dönüm noktaları vardır ki; o günler başka türlü yaşansa biz farklı bir ülkede olurduk!” Ne güzel söylemiş Can Dündar. İşte o kritik dönemlerin bir zamanı da Adnan Kahveci idi. Eğer Adnan Kahveci’yi Duymadım diyorsanız şöyle bir anlatayım:
Adnan Kahveci, zekası ve ürettiği yeni fikirlerle Türk siyasi tarihinde önemli bir yeri bulunmuştur. 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi. Hayatı hep birincilikle geçen Kahveci, Milliyet Gazetesi’nin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasının ilk birincisidir. 1966 yılında Kabataş Lisesi’ni dönem birincisi olarak bitiren Kahveci, aynı yıl üniversite sınavlarında da Türkiye birincisi oldu. İstanbul Üniversitesi burs sınavında yine en yüksek puanı alarak birinci olan Kahveci, daha sonra ABD’de Indiana’da Purdue Üniversitesi’ne girdi. Buradan elektrik mühendisi olarak mezun olan Kahveci, mezuniyetinin ardından Missouri Üniversitesi’nde doktora yaptı. Ardından da aynı üniversitede asistan profesör olarak çalıştı.
Kahveci, Türkiye’ye döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Ardından da İçişleri Bakanlığı teknik danışmanlığında bulundu. 12 Eylül döneminde Başbakanlık Danışmanlığına atandı ve o sıralarda Turgut Özal’la tanıştı. 1983 yılında ANAP’ın kurucuları arasında yer alan Kahveci, askeri yönetim tarafından veto edildiği için milletvekili olamadı. Daha sonra 1987 yılında İstanbul’dan milletvekili seçildi ve Devlet Bakanı oldu. Devamını Oku ->
Daha öncede Ali Tezel ‘i tanıtan bir yazıyı şurada sizlere sunmuştum. O yüzden tekrar tanıtmanın üstünde durmak istemiyorum. Evet Ali Tezel bir sosyal güvenlik uzmanı ve bu konular ile ilgili websitesinde yazılar yazmaktadır. Sitesini bir çok kişi takip ediyor. Takip edenler arasında bende varım. Ali Tezel’in yazılarını Emekliler.org ‘ a kaynak göstererek copy/paste(alıntı) yapıyorum. Sadece Ali Tezel değil; Memurlar.net Memuruz.biz Resulkurt.com gibi sitelerden de faydalanmaktayım.
Her günkü gibi Ali Tezel’in sitesine girdim alıntı yapmak istedim fakat Ali Tezel sayfasını Sağ Tuş Kilidi diye tabir edilen bir kodla kitlemişti. Yani alıntı yapamıyorduk. Evet bu Ali Tezel ‘in doğal bir hakkı ama sitesinin alt(footer) kısmında “…Dökümanlar kaynak gösterilmek koşuluyla tekrar yayınlanabilir.2000 2007...” ibaresi Devamını Oku ->
Ergenekon ergenekon ergenekon, Nedir bu ergenekon yaf?.Bence Ergenekon; askeri ve sivil insanların birbirlerini kullandıkları bir bölgedir. Aslında şu an bile bir bir ergenekon var piyasada. Akp ergenkonu. Bunu Akp’ye karşı olduğum için söylemiyorum, baştan söylim bu ülkede oy kullanacak en son kişi benim. Herneyse. Ergenekonda öyle zamanlar olmuş ki, devlet bir zamanlar insanların üstüne el bombası atan kişileri kullanmış… Yani devlet ve çete beraber çalışmışlar. Bunun halende devam etmediğini düşünen varmıdır acaba..! Devamını Oku ->
Bu kitabı, okula giderken yolda bir kitap satıcısında gördüm. O an şunu “alayımda bi okuyayım” dedim. Epeydir kitap okumuyorum. Sınavlarım da bitmişken ; bu rastlantı iyi oldu diyorum kendi kendime. Kitabın konusunda ise isminden de belli olduğu gibi biraz romantizm ve pişmanlıklar var.
Kitabın yazarı Canan Tan . Kendisini pek fazla tanımam. Ama kitap konusunda kendisini göstermiş.
Kitabın içeriği ise şöyle; İstanbul Teknik Üniversite’sine yeni başlayan bir genç kız öğrenci ve imkânsız bir aşkın kollarında savrulan bir erkek. Şimdi şöyle; bu kız İtü’de işletme’yi okuyor, daha sonra Murat diye bir çocuk ile tanışıyor. Fakat Murat Bursa’da Alkanlı Holding’in tek varisi. Ve ailesinin gözünün nuru. Mâlum bunlar birbirlerini seviyorlar ama bizim kızımızın yani Aslı’nın bir sorunu var . Murat’ın ailesi kızı beyenmiyor. Nedeni ise bir takım ön yargılar. Ama Murat ise bütün bunlara aldırış etmeden Aslı’yı öyle bir seviyor ki. Daha sonra Aslı olmaz bu iş deyip Murat’ın kendisinden alâkasını kesmesini söylüyor. Murat ne yapsın Dayanamayıp Kendisini içkiye ve alkol mamûllerine veriyor. Aslı bu arada Amerikay’a mastır için başvuruyor. Hemen çağırıyorlar gel başla diye. O da böyle bir çıkış yolu arıyordu zaten ve Devamını Oku ->